3 Ağustos 2012 Cuma

Sayı 10



Kuş Araştırmaları ve Doğa Koruma Ulusal Sempozyumu Düzenlendi

Yakın zamanda kuş gözlemcilerini bir araya getiren en büyük etkinlik, DHKD, Orman Bakanlığı Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü ve Kuş Araştırmaları Derneği işbirliğiyle 7 - 8 Şubat 2002 tarihlerinde Ankara'da düzenlenen Kuş Araştırmaları ve Doğa Koruma Ulusal Sempozyumu oldu. Sempozyum yalnızca kuş gözlemcilerini bir araya getirmekle kalmadı; Türkiye'nin çeşitli yerlerinden Milli Parklar yetkililerini, öğretim üyelerini, Çevre Bakanlığı temsilcilerini ortak bir platformda topladı. Sempozyuma kuş gözlem topluluklarından en az ikişer kişi katılarak atölye çalışmalarında topluluklarını temsil ettiler.

İki gün süren sempozyumda iki ana konu incelendi. İlk gün, yapılan sunumlar ve atölye çalışmaları kuş araştırmalarına ve veri değerlendirmelerine odaklanırken ikinci gün doğa koruma konusu ve tehditler değerlendirildi.

İlk günün birinci bölümünde Kuş Araştırmaları Derneği'nden Okan Can ve Özge Keşaplı Can'ın yürüttüğü Kuş Göçlerinin İzlenmesi ve Ulusal Kuş Halkalama Projesi ile DHKD'nin yürüttüğü ÖKA izleme Projesi gündemdeydi. ÖKA İzleme Projesi'nin sunuşu kapsamında ele alınan konular şunlardı: Kuş gözlem topluluklarının yayılımını nasıl sağlarız; kuş gözlemcileri ile Milli Parklar yerel örgütlenmesi arasında iletişimi nasıl artırırız; DHKD tarafından geliştirilen Kuş Atlası Projesi'ne katılımı nasıl geliştiririz. Sunumların ardından yapılan atölye çalışmalarında tüm katılımcıların fikir ve önerileri alındı.

Günün ikinci bölümü Erciyes Üniversitesi'nden Uygar Özsemi'nin Ulusal Kuş Veri Bankasının Oluşturulması ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden Sancar Barış'ın Nadir Türler Komitesinin Oluşturulması başlıklı sunumlarıyla sürdü. Daha sonra, konuyla ilgili atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Nadir Türler Komitesi kapsamında, bir iletişim grubunun oluşturulması ve bu grubun gerekli çalışmaları Nisan'a kadar gerçekleştirmesi kararlaştırıldı.

İkinci günün ilk bölümündeyse, Milli Parklar çalışanı Sühendan Karauz'un AB Direktifi (Kuş Direktifi) ve Uluslararası Sözleşmeler Açısından Kuşların Korunmasındaki Yükümlülüklerimiz başlıklı bilgilendirici sunuşunu KAD başkanı Can Bilgin'in Kırmızı Listelerin Oluşturulması ve Hacettepe Üniversitesi'nden Zafer Ayaş'ın Kurşun Zehirlenmesi sunuşları takip etti. Daha sonra konularla ilgili atölye çalışmaları gerçekleştirildi.

Günün devamında KAD'dan Ayşe Turak'ın Kuşları En Verimli Korumak için Hangi Alanlar Korunmalı ve DHKD Genel Müdürü Tansu Gürpınar'ın Yabani Kuşların Doğadan Alınmasının Popülasyon Düzeylerine Etkisinin Değerlendirilmesi (avcılık, atmacacılık, yırtıcı kuş kaçakçılığı, yumurta toplama) başlıklı sunuşları dinlendi. Daha sonra gene konularla ilgili atölye çalışmaları yapıldı. Program, Edwin Waasen'in Yaralı ve Hasta Kuşlar İçin İlk Yardım, Tedavi, Rehabilitasyon ve Yeniden Doğaya Kazandırma başlıklı bilgilendirici sunuşuyla sona erdi.

Sempozyumun en önemli sonuçları, katılımcıların konuyla ilgili olarak "nerede, neler olduğuna" dair bilgilerinin artması, birbirlerini tanıması ve geleceğe yönelik ortaklıklar için bir zemin hazırlanması oldu. Özellikle yerelde bulunan kuş topluluklarıyla devlet kurumları arasında daha güçlü iletişim için yeşil ışıklar yanarken, merkezde de bu işbirliğinin sağlanması yolunda olumlu adımlar atıldı.

Sempozyumu, Nisan ayında Samsun'da yapılacak Kuş Gözlem Konferansı'na tüm katılımcıları davet ederek bitirdik ve hepimiz yüzümüzde bir gülümsemeyle Ankara'dan ayrıldık.

Sempozyumda yer alan tüm sunum ve atölye çalışmalarının notları MPGM tarafından bir kitapçıkta toplanacak ve katılımcılara dağıtılacak. Program hakkındaki detayları bu kitapçıktan, DHKD'den ya da kuş gözlem topluluklarından öğrenmek mümkün.

Sempozyumun hazırlanmasında emeği geçen Milli Parklar ile Kuş Araştırmaları Derneği çalışanları ve gönüllülerine, sempozyuma katılarak programı renklendiren tüm kuş gözlem topluluğu temsilcilerine buradan teşekkür etmek isteriz. Özellikle Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü çalışanı Sühendan Karauz'a tüm çabaları ve iyi niyetinden dolayı teşekkür ve tebriklerimizi sunarız.

Bahtiyar Kurt
Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği

Olağandışı Bir Kuş Gördüğümüz de

Kuş gözlemciliğinin en keyifli anlarından biri yeni, özellikle de nadir bir tür gördüğümüz andır. Her ne kadar yeni tür görmenin kendisi başlı başına heyecan verici bir olay olsa da, görülen kuşun yeni ya da ender tür olduğuna önce kendimizi, sonra da başkalarını ikna etmek gerekir. Genellikle başkalarını ikna etmek kendimizi ikna etmekten daha zordur. En tatmin edici gözlem kanıtları kuşun fotoğrafı ya da video kaydı olsa da gayet iyi bilindiği gibi kuşlar doğada kitap sayfasında durdukları gibi durmazlar. İşte bu noktada, arazide gözlemle ilgili not tutmak ve hatta çizim yapmak önem kazanır. Bu yazının konusunu, arazide tanımlayamadığımız ya da tanımlasak da nadirliği nedeniyle başkalarını ikna etmemiz gereken kuşlarla ilgili gözlemlerin notlara ve çizimlere aktarılması oluşturmaktadır.

Gözlem Koşulları

Gözlemin yapıldığı koşulların detaylarıyla bilinmesi son derece önemlidir. Buna göre gözlem notlarında bulunması gereken veriler aşağıda listelenmiştir:
- Gözlemin tarih ve saati;
- Hava koşulları (güneşli açık, kapalı, yağmurlu, sisli vb.);
- Görüş mesafesi (sis ya da yağış nedeniyle görüşün kısıtlandığı hallerde);
- Hava sıcaklığı;
- Güneşli havalarda ya da gün doğumulbatımı sırasında yapılan gözlemlerde ışığın karşıdan
gelip gelmediği;
- Özellikle sıcak havalarda yapılan gözlemlerde yüzeyden aşırı buharlaşma olup olmadığı;
- Kışın yapılan gözlemlerde kar ya da su yüzeylerinde buz örtüsünün yüzde cinsinden oranı;
- Gözlemin hangi mesafeden yapıldığı;
- Gözlemin yapıldığı optik cihazların marka ve teknik özellikleri;
- Diğer koşullar; örneğin gözleme katılan diğer kişiler, gözlem ortamında mevcut avcılar, balıkçılar, yoğun trafik, iş makinaları vb.


Gözlem Yeri

Öncelikle gözlemin yeri harita bilgisi şeklinde verilmeli; örneğin Bafra- Kızılırmak Deltası. Ancak, bu ölçekte gözlem mahallinin yeterince anlaşılması mümkün olmayacağı için gözlemin yapıldığı nokta ve buradaki arazi özellikleri hakkında daha detaylı bilgi verilmeli. Gözlem noktası kolayca bulunabilecek referans noktalarına göre tanımlanmalı. Örneğin Cernek Gölü'nün kuzey kıyısında, balıkhane binasının 200 m batısında gibi. Mümkünse gözlem yerinin koordinatları verilmeli. Böylece bölgeyi bilmeyen biri aynı gözlem noktasını yer tarifini kullanarak bulabilir. Söz konusu kuşun bulunduğu arazi yapısı da tanımlanmalı; açık su üzerinde, kıyıda sazlıklar arasında, su basmış çayırda, nadasa bırakılmış tarlada gibi. Eğer gözlenen araziye hakim bitki türleri tanınıyorsa bu belirtilmeli; örneğin Juncus bataklığı, Salicornia düzlüğü, meşe baltalığı gibi. Bazı durumlarda gözlem yerine komşu başka habitat ya da bitki örtüsünün varlığı da önem taşır; örneğin Juncus bataklığının hemen arkasındaki sık sazlıklar.

Kuşun Tanımlanması

Nadir bir gözlemin tespitinde tanımlamanın önemi büyüktür. Gözlemcinin çeşitli türler için tür ayrımında önem taşıyan noktaları bilmesi ve öncelikle bunları tespit etmesi gereklidir. Aksi takdirde, her gözlemde tüm özelliklerin teker teker not edilmesi gözlem koşulları nedeniyle ya da basitçe kuş sizin notları bitirmenizi beklemeden uçup gittiği için mümkün olmayabilir. Bu nedenle sahaya çıkmadan önce alanda hangi türlerin görülebileceğini ve bunlardan henüz görmemiş olduklarımızın diğerlerinden hangi özellikleriyle ayırt edilebileceğini kuş kitaplarından çalışmak son derece önemlidir. Bu ödevi iyi yapmak gözlemi keyifli ve etkin kılar. Bir diğer önemli konu da kuş topografyası ve anatomisine hakim olmaktır. Bu bilgi kuş kitaplarından çalışılarak geliştirilebileceği gibi, sık gördüğümüz türlerin incelenmesiyle de gelişir. Örneğin serçelerin erkek ve dişileri arasındaki farkları yazıya dökmek; kumru, güvercin, martı, karga ve serçe gibi yaygın türlerin kafa şekli, gaga yapısı, kanat örtüleri, birincil uzantısı, kuyruk sokumu gibi özelliklerini bilmek, sahaya çıktığımızda bize yardımcı olur.

Bir diğer önemli konu da renklerin olabildiğince hassas tanımlanmasının gerekliliğidir. Pek çok kişi kirli beyaz ya da krem rengiyle saf beyaz arasındaki farka dikkat etmez. Bir kuş gözlemcisi yakın renkleri ya da aynı rengin çeşitli tonlarını tanımlayabilmelidir. Günlük kullanımda renklerle ilgili kelime hazinemiz ne yazık ki çok zengin değil. Bu nedenle, bilinen başka nesnelerin renkleriyle benzerlik kurarak ya da birden çok renkle tanımlama yaparak bu eksikliği gidermeye çalışmalıyız. Yanlış anlaşılabilecek benzetmelerden de kaçınmalıyız; örneğin "zeytin rengi" zeytinin türüne göre siyah, gri-yeşil ya da yeşilimsi kahverengi olabilir. Bir diğer önemli nokta da kuşun renk tonlarında ışık miktarı, aydınlanma açısı ve gölgelenmeye ya da çevrenin hakim renklerine bağlı olarak oluşan değişikliklerdir. Yanılgıya düşmemek için varsa çevrede bilinen türlerin benzer renkleri ya da benzer topografik özellikleriyle karşılaştırma yapmak uygun olur.

• Genel görünüm

Tanımlamaya gözlem sahasında gördüğünüz ve kolayca tanımlanabilecek türlerle başlayın. Daha sonra bildik türlere göre nadir türün büyüklüğünü belirtin. Eğer olanaklıysa kuşun hangi aile, cins ya da gruba ait olduğunu (örneğin gündüz yırtıcısı, yağmurcun, küçük ötücü vb.) not edin. Bazı durumlarda daha spesifik tanı mümkün olabilir; örneğin çulluk, kuyrukkakan gibi. Diğer kuş türleri ile ilk bakışta zıtlık oluşturan özellikleri de bu noktada belirtilebilir: "Bir küçük halkalı cılıbıta benziyordu ancak % ıo daha iri ve daha soluk renkliydi" gibi. Yine ilk bakışta dikkat çeken bariz özelliklerini; tümüyle mavi, kanadı beyaz, göğsü kırmızı gibi, belirtin.

• Detaylı tanımlama

Sistematik olarak baş-boyun bölgesi, sırt, göğüs ve karnı tanımlayın, belirgin renk özelliklerini vurgulayın. Örneğin; "Alından başlayıp baş arkasına dek uzanan belirgin krem rengi bir kaş çizgisi vardı" ya da "Koyu kahve-siyah kulak örtüleri soluk kahverengi zeminde belirgin olarak fark ediliyordu" gibi. Kafa şekli (dik alın, yuvarlak, düz tepeli vb.), kaş, sürme, tepe, tepe çizgisi, bıyık gibi dikkat çeken bölgelerin özelliklerini yazın. Pek çok türde göz pınarının renkleri, kaş hattı ve sürmenin göze göre başlangıç ve bitiş noktaları, kulak örtülerinin renkleri önemlidir. Göz büyüklüğü, gaga uzunluğu ve gaga şekli son derece önemli olduğundan bunları tanımlayın, gerekirse çizimle gösterin. Göz büyüklüğünü ve gaga uzunluğunu gaga dibi-göz ön kenarı uzunluğuna oranlayın. Gaganın kalın ve ince kısımlarını, ucunun kancalı, küt ya da sivri olup olmadığını, açısını yazın. Görülebiliyorsa gaga dibindeki çıplak deri örtüsünün şeklini, rengini ve yaygınlığını belirtin. Yine görülebiliyorsa burun deliğinin şeklini, uzunluğunu ve gaga üzerindeki yerini tanımlayın. Gaga renklerini çene, gaga dibi, gaga ucu, kesici kenarlar ya da gaga sırtındaki özelliklere göre tanımlayın. Varsa ağız kenarlarının (gape phalanges), görülebiliyorsa ağız içinin rengini tanımlayın. Gözünü görebiliyorsanız iris rengini, orbital ve göz halkalarının kalınlık ve renklerini belirtin.

Pek çok türü tanımlarken sırtta beyaz hatların bulunması, karın-kuyrukaltı-göğüs arasında kontrast olması gibi özellikler önem kazanır. Özellikle kıyı kuşlarında omuz tüylerinin (omuz örtülerinin) kanadın hemen üzerinde oluşturduğu iki ya da üç sırada tüylerin renkleri ve şekilleri yaş ve tür tayini açısından önemlidir. Göğüste, karında ve karın yanlarında bulunan enine çizgi, boyuna çizgi, ok başı şekli, benek gibi özellikler belirtilmelidir. Kanat özelliklerini, küçük, ortanca ve büyük kanat örtülerini, kın tüylerini, ikincil tüylerinin oluşturduğu paneli ve görünüyorsa birincil tüyleri tanımlayın. Alula ve birincil kanat örtülerine, ve bunların birbirlerine oranına, kanat örtülerinin ucundaki renklerin yan yana eklenerek oluşturdukları bantlara, bunların renk ve kalınlıklarına dikkat edin. Birincil uçuş tüyleri seçilebiliyorsa kaç tane tüy ucunun görülebildiğini kaydedin. Birincil uçuş tüylerinin görünen kısmının kın tüylerinin tamamının uzunluğuna oranını belirtin (birincil uzantısı). Kanat ucunun kuyruk ucuna göre konumunu tarif edin (biraz geçiyordu, belirgin olarak geçiyordu, aynı uzunluktaydı, daha kısaydı gibi). Kuyruğun renk, uzunluk ve şekil özelliklerini not edin. Kuyruk üst ve alt örtülerinin kuyruğun ne kadarını örttüğüne dikkat edin.

Bacakların görülebilen kısımlarını, uzunluklarını ve renklerini tanımlayın. Tüylenmenin nereye kadar devam ettiğini belirtin; örneğin tarsus tüylüydü, parmaklara kadar tüylenme vardı gibi. Özellikle yırtıcı kuşlarda bacakları örten tüylü kısımlarda bulunan enine ya da dikine çizgileri not edin.

Uçuşta görülen türler için kanadın şekil ve uzunluğunu, kol ve el kısımlarının birbirine göre oranını, kanatta bulunan koyu ya da açık renk alanları, bant ve çizgileri, kanat altının renklenme özelliklerini kaydedin. Kuyruğun şekil ve uzunluğunu, kuyruksokumunun, kuyruk üstü örtülerinin ve belin renklerini, bunların şekil ve yaygınlığını, dış kuyruk tüylerinin rengini, parmak ya da tarsusun uçarken kuyruk ucundan geriye uzanıp uzanmadığını, baş ve boynun uçuşta nasıl taşındığını belirtin.

• Ses, ötüş ve davranış

Özellikle yabancı dilde yayınlanmış kitaplarda kuşların ses ve ötüşlerinin yazılı tanımlarını anlamak neredeyse imkansızdır. Çeşitli CD ve kasetlerden dinleyerek öğrenmek daha yararlıysa da özellikle bazı ötücü kuşlarda yerel "lehçelerin" Türkiye için uygun olmayabileceğini akılda tutmak gerekir. Sesleri olabildiğince herkesin bildiği mekanizmalara atıfta bulunan benzetmelerle tanımlamaya çalışın. Örneğin masanın kenarına tarak sürtüyormuş, kırbaç şaklatıyormuş gibi vs.

Tekrarlanan seslerin sıklığını, dizinin seyri boyunca frekans, ritim ve volüm değişikliklerini kaydetmek yararlı olabilir. Örneğin ağaçkakan "takırtılarında" toplam süre, frekans ve volüm önemlidir. Pek çok ötleğenin ötüşü ilk bakışta birbirine benzer ancak şarkının söylenme hızı farklı olabilir. Bir tür şarkıyı canından bezmiş, şekilde söylerken, diğeri aynı şarkıyı son derece enerjik bir üslupla söyleyebilir. Şarkı içinde tekrarlanan bölümlere ya da benzer şarkıların farklı bölümlerine özellikle dikkat edilmelidir. Belli tür vokalizasyonları olan kuş gruplarından yaygın olanların (örneğin, büyük baştankara, kirazkuşu, saka, kamışçın, maskeli ötleğen, çıvgın gibi) ötüşleri iyi bilinirse duyulan sesin değerlendirilmesi ve tarif edilmesi daha kolay olur.

Bunlar dışında kuşun nasıl davrandığı da tanımlama açısından büyük önem taşır. Yırtıcı kuşlarda uçuş davranışı tanımlamanın en önemli kısımlarından biridir. Örneğin yalnızca devriye şeklinde bakan bir delice uzaktan Circus olarak tanımlanabilir ya da böylece askıda kalan yırtıcı kuş olasılıklarını birkaç taneye indirger. Kıyı kuşları için beslenilen suyun derinliği ve beslenme sıklığı küçük türlerle büyükler arasında farklıdır ve bu farklılık tanımlamada yardımcı olabilir. Örneğin, su çulluklarında kalkıştan sonra izlenen rota tanımlamada önemlidir. Kıyı kuşlarının, kuğu, kaz ve ördeklerin, turna, leylek, balıkçıl gibi pek çok türün sürü halinde uçuş davranışı tanımlamada önem taşır. Örneğin sürü halinde uçan bir grup accipiter büyük olasılıkla yoz atmacadır. Kuşun genel olarak ne yaptığını, beslenip beslenmediğini ve çevrede varsa kendi türdeşleri ya da başka türlerle nasıl ilişkide olduğunu bilmek bazen yararlı olabilir. Özellikle küçük ötücüler ve yelveler arasında kuşun saklanmayı sevip sevmediği önem taşıyabilir.

• Çizimler

Yukarıda tanımlanan özelliklerin pek çoğunu arazide yapacağınız hızlı çizimler üzerine not etmek tarif etmekten daha kolaydır. Amaç sanatsal bir üretim değil notlara görsel destek sağlayan bir "karikatür" oluşturmaktır. Abartmayı sevenler için ötüşteki volüm ve ritim değişiklikleri bile x (zaman) y (volüm) ekseni üzerinde ya da ses perdesini belirten grafikler halinde not edilebilir.

• Son söz

Aldığınız notlar ne denli detaylı ve düzenli olursa olsun tabii ki üç şeyin yerini tutmaz. Bunlardan ilk ikisi olan kuşa ait görüntü ve/veya ses kaydını sağlamak çoğu zaman pek mümkün değildir. Ancak üçüncüsü olan ne gördüğünüze ilişkin samimi kişisel değerlendirmeniz, her zaman arazi notlarınıza eşlik etmelidir. Bu değerlendirme, tuttuğunuz notlarla çelişmeden, olası başka türleri niye düşünmediğinize dair akılcı bir tartışma içermelidir. Özellikle görülmesi daha muhtemel benzer türlere ait veriler varsa çeşitli yaş, cinsiyet, ırk ve mevsimsel değişiklikleri göz önüne alarak neden yaygın olanı değil de daha nadir bir tür gördüğünüzü düşündüğünüzü kanıtlarıyla açıklamalı, şüpheli durumlar varsa gözlemdeki önemli ama eksik kalan konuları açık yüreklilikle ortaya koymalısınız. Nadir bir türün tüm anatomik, topografik ve davranışsal özelliklerini bir kuş kitabını açıp da yazmak teorik olarak mümkündür. Ancak gözlemin gerçek, iddianın samimi olduğunu daha çok bunu nasıl tartıştığınız yansıtır. Son olarak gerçekten nadir bir tür görmüş ama bunu yeterince detaylı kaydetmemiş ve dolayısıyla da iyi tartışamamış olabilirsiniz. İkna olmayanlara kızıp bir dahaki sefere daha iyi gözlem yapmak, görmediğiniz ya da duymadığınız şeyleri görmüş-duymuş gibi davranmaktan daha ahlakidir.

Sancar Barış
Ondokuz Mayıs Üniversitesi


Toygar'dan Kayıtlar (16 Eylül-31 Aralık 2001)

Merhabalar,
Bu sayıdan itibaren "Toygar'dan Kayıtlar" bölümümüz yeni bir formatta sizlerin beğenisine sunuluyor. Hoşunuza gitmesi ümidiyle...

Marmara Bölgesi

Kışla birlikte Marmara'daki tüm sulakalanlar da hareketlendi. Özellikle son yılların en soğuk kışını geçiren Doğu Avrupa'dan zorunlu olarak ayrılan binlerce sukuşu, bu bölgemizden geçerek Anadolu ve Kıbrıs'a uzandı. Bu geçici göçün yankılarını önümüzdeki sayıda daha kapsamlı olarak ele alacağız; ancak önce sonbaharı bitirmemiz gerekiyor. 16 Eylül'de Meriç Deltası'nda görülen, ülkemizdeki en büyük sumru türü olan hazar sumrusunun (Sterna caspia) 23 bireyi en taze kayıt. Bu gezide ve 10-11 Kasım tarihlerinde gözlenen 3 bireyiyle akkuyruklu kartal (Haliaeetus albicilla) türü için dönemin en kalabalık kaydını verdi. Bu tür ülkemizde her mevsim kaydedilebilir olsa da, üreyen çiftlerin zehirlenme, avcılık ve alan tahribatı sonucu azalması yüzünden kış aylarında daha yoğun rastlanıyor. 18 Kasım'da Gala Gölü'nde 337 küçük karabatağa (Phalacrocorax pygmeus) ve 57 tepeli pelikana (Pelecanus crispus) rastlandı. Uluabat Gölü'nden gelen raporlar 2023 küçük karabatak (Phalacrocorax pygmeus), 1100 ak pelikan (Pelecanus onocrotalus), 26 tepeli pelikan (Pelecanus crispus) ve 50 pasbaş patka (Aythya nyroca) gibi çok sayıda önemli tür içerse de gölün durumu hiç de iç açıcı değil. İstanbul Boğazı'ndaki bitmeyen senfoniyse -göç- her yılki gibiydi. Belki de geniş katılımlı bir projeyi çoktan haketmiş olan bu coğrafya, üzerinden geçen yüzbinlerce yırtıcıyı ve ötücüyü kışı geçirecekleri yerlere doğru uğurlarken bizlere de bu güzel anları bir daha yaşamak için önümüzdeki yılı beklemek düştü. Uludağ'dan gelen 1 kara ağaçkakan (Dryocopus martius) kaydını Büyükçekmece'den 18 ve 30 Aralık'da gelen 14 ötücü kuğu (Cygnus cygnus), 1000 altın yağmurcun (Pluvialis apricaria) ve 16 sütlabi (Mergus albellus) kayıtlarıyla birleştiriyor ve bu bölümü bitiriyoruz.

Batı Anadolu

Sonbahar ve kışı oldukça yoğun geçiren bu bölgeden gelen kayıtlar yine dopdolu. 13 Ekim'de Güllük Deltası'nda 2 sarı mukallit (Hippolais icterina) kaydedilirken, 16'sında Batı Toroslar'da bulunan Eren Yaylası'nda, muhtemelen o yörede üreyen 1 kara iskete (Serinus pusillus) ve 8 kırmızıgagalı dağ kargasına (Pyrrhocorax pyrrhocorax) rastlandı. 6 Ekim'de Acıgöl'de sayılan 1200 angıt (Tadorna ferruginea) gölün önemini gösteriyor. Kütahya yakınlarındaki Erenköy'de 30 Ekim'de yol yakınında görülen 2 genç şah kartal (Aquila heliaca) ve 4 genç kara akbaba (Aegypius monachus) bölümümüzün en önemli kayıtlarından birini oluşturuyor. 11 Ekim'de Aliağa Kuş Cenneti'nde gözlemlenen çizgili ötleğen (Sylvia nisoria) ve 15-16 Aralık 2001'de Güllük Deltası'nda görülen 66 küçük karabatak (Phalacrocorax pygmeus) ve 1 izmir yalıçapkınıysa (Halcyon smyrnensis) diğer önemli kayıtlar. Aliağa Kuş Cenneti'nde 29 Aralık'ta kaydedilen 97 tepeli karabatak (Phalacrocorax aristotelis) önemli de olsa bir gün sonra Gediz'de yapılan sayımların yanında sönük kalıyor. Bu sayımın sonucunda 1280 karabatak (Phalacrocorax carbo), 615 tepeli pelikan (Türkiye'de bu güne kadar bilinen en büyük yoğunluk) ve 94 sibirya kazı (Branta ruficollis) kayda geçiyor.

Karadeniz

Bu bölge her zamanki gibi az ve de öz türleriyle karşımızda. 19 Eylül'de Kızılırmak Deltası'nda kaydedilen 1 kıyı çamurçulluğu (Limosa lapponica) ülkemizde az sayıda görülebilen bir göçmen. Belki de ondan daha nadir olan başka bir türse kızıl çaylak (Milvus milvus). Samsun'da 2 Aralık'ta 1 tane gözlemlenen bu yırtıcının kara çaylak ile karıştırılması çok kolay olduğundan Türkiye'deki gerçek durumu hala bir soru işaretidir. Başka bir nadir türeyse Rize Limanı'nda Aralık sonunda rastlandı: 1 genç sümsükkuşu (Sula bassana).

İç Anadolu

Gözlemci ve alan sayısı bakımından Türkiye'nin en şanslı bölgesinden yine bir çok ilginç kayıt var. Önce gelecekte yaygınlaşmasını umut ettiğimiz bir çalışmadan, halkalamadan başlayalım. ODTÜ'de başlanan bu projenin ilk aşamasındaki kayıtlar; 2 sarı mukallit (Hippolais icterina), 2 zeytin mukallidi (Hippolais olivetorum), 1 boz ötleğen (Sylvia borin) ve 3 benekli bülbül (Luscinia luscinia). Sulakalanlardaysa durum bildiğiniz gibi. 23 Eylül 200l'de Konya Kozanlı Gölü'nde 1 bıyıklı doğan (Falco biarmicus), Eylül sonu ve Ekim başında Mogan Gölü'nde 1 balık kartalı (Pandion haliaetus), 74 Pasbaş Patka (Aythya nyroca), 1 benekli sutavuğu (Porzana porzana), 3 kızılboyunlu batağan (Podiceps grisegena) ile 2 buğdaycıl (Luscinia svecica) kaydedildi. Yine aynı dönemde yırtıcıların başkenti Kızılcahamam'da 1 kızıl akbaba (Gyps fulvus), 1 sakallı akbaba (Gypaetus barbatus), 18 kara akbaba (Aegypius monachus), 1 şah kartal (Aquila heliaca) ve 1 bıyıklı doğan (Falco biarmicus) görüldü. Kulu Gölü'nün gerçek bir göç vahası olduğu da bu tarihler arasında gelen kayıtlarla artık daha iyi anlaşılıyor. Alanda 14 Ekim'de 2 telli turna (Anthropoides virgo), 20 Ekim'de 1 dağ cılıbıtı (Charadrius morinellus) ve 1 sarıbacaklı kumkuşu (Calidris temincki), 28 Ekim'de 1 küçük suçulluğu (Limnocryptes minimus) görüldü. 1 Aralık'da kaydedilen en az 5000 boğmaklı toygar (Melenacorypha calandra) ve 8 Aralık'da görülen 1 kara iskete (Serinus pusillus) de bu alanı kullanan diğer kuşlardan. Kayseri civarından gelen kayıtlarsa bölgeye has zenginliği yansıtıyor. Kuşçu Köyü'nde 14 Ekim'de 1 aksırtlı kuyrukkakan (Oenanthe finschii), Hisarcık'da 4 Kasım'da 3 çulluk (Scolopax rusticolla) ve 11 Kasım'da ÖKA potansiyeli taşıyan Ağacaşar Barajı'nda 140 boz ördek (Anas strepera), 2 kaya kartalı (Aquila chrysaetos) ve 131 turna (Grus grus) kaydedildi. Ancak bu kayıtları bile unutturan birkaç kayıt vardı ki bunların başında 17 Aralık'da Avanos-Nevşehir'de, Kızılırmak boylarında kaydedilen 1 izmir yalıçapkını (Halcyon smyrnensis) geliyor. Bunun kadar albenili gözükmese de 18 Aralık'da Ovaçay-Ankara'da yapılan gezi 2 hoş kayıt içeriyor: 1 kara çaylak (Milvus migrans) ve 1 büyük örümcekkuşu (Lanius excubitor). Yılı kapatırken ise son sözü Mogan söylüyor: 22 Aralık' da 37 ötücü kuğu (Cygnus cygnus) ve 29 Aralık'da 2 karabaş patka (Aythya marila).

Güney Anadolu

Göksu Deltası'nda 18 Eylül'de kaydedilen 45 yaz ördeği (Marmaronetta angustirostris) azımsanamaz bir kayıt. Aynı şekilde Burdur Gölü'nde 7 Ekim'de görülen 5000 karaboyunlu batağan (Podiceps nigricollis) ve 62 kaşıkçıyla (Platalea leucorodia) 28 Ekim'de görülen 6 kızılboyunlu batağan (Podiceps gresgena) çok önemli kayıtlar. 30 Eylül'de Eğirdir Aksu arasında seyreden bir otobüsün camından gözlemlenen 40 aladoğansa (Falco vespertinus) bir daha görünmek için bizi gelecek Nisan'a kadar bekletecek gibi görünüyor. 21-23 Ekim'de Birecik'te düzenlenen organizasyon sırasında kayda geçen yırtıcılara ülkemizde pek de sık rastlanılmıyor: 1 balık kartalı (Pandion haliaetus), 2 tavşancıl (Hieraaetus fasciatus) ve 1 ulu doğan (Falco cherrug). Gelenekselleşmesi düşünülen Belen Festivali için 28 Eylül'de Hatay'a giden kuşçulardan bazılarıysa Afrika yolundaki göçmenlerden bir kısmını kayda geçirdi: 3424 küçük orman kartalı (Aquila pomarina) ve 900 ak pelikan (Pelecanus onocrotalus). Aralık ayı boyunca Göksu Deltası'nda yapılan çalışmalarda çok sayıda yırtıcıya rastlandı: 1 akkuyruklu kartal (Haliaeetus albicilla), 1 kara akbaba (Aegypius monachus), 5 bozkır delicesi (Circus macrourus), 1 çayır delicesi (Circus pygargus), 78 şahin (Buteo buteo), 9 büyük orman kartalı (Aquila clanga), 3 şah kartal (Aquila heliaca), 1 bozkır kartalı (Aquila nipalensis), 2 bıyıklı doğan (Falco biarmicus) ve 1 kır baykuşu (Asio flammeus). 29 Aralık'da Kozanlı'dan gelen 1 izmir yalıçapkını (Halcyon smyrnensis) kaydı ile bu bölümü de noktalıyoruz.

Doğu Anadolu

Dönem boyunca elimize ulaşan tek kayıt bir göç durağını müjdeler gibi: 3 Ekim, Hazar Gölü, 16 küçük orman kartalı (Aquila pomarina) ve 96 şahin (Buteo buteo). Kuş gözlemciliğinin kısa zamanda yaygınlaşmasıyla umarız bu bölgemizden daha çok kayıt alır duruma geliriz.

TOP 5 Kayıt:

1) Tepeli pelikan (Pelecanus crispus) , 615, Gediz Deltası, EKGT
2) İzmir yalıçapkını (Halycon smyrnensis) 1, Avanos-Nevşehir,Gökhan Güven
3) Kızıl çaylak (Milvus milvus) 1, Samsun, Sancar Barış
4) Kara akbaba (Aegypius monachus) 1 (yarı erişkin), Göksu Deltası, Edwin Vaassen
5) Karabaş patka (Aythya marila) 2, Mogan Gölü, Barbaros Demirci & Ekin Uçar
    Sümsükkuşu (Sula bassana) 1 (genç), Rize limanı, Süleyman Ekşioğlu

• Bu kayıtlar Toygar'a ulaşan raporlardan derlenmiştir.
Tüm katılımcılara ve bize kayıtlarını bildiren Morton Kavaney'e teşekkür ederiz.

Bu sayıda kayıtların kimlerden alındığı yazılamadı.
Önümüzdeki sayıdan itibaren kayıtları alanların isimlerini yazmaya devam edeceğiz.



Trakya Üniversitesi Kuş Gözlem Topluluğu (TÜKUT)


Trakya Üniversitesi Kuş Gözlem Topluluğu (TÜKUT), Kasım 200l'de resmen kuruldu. Bugün 60 kişiden oluşan topluluğumuzun üyeleri çoğunlukla Biyoloji Bölümü öğrencileri olmakla birlikte aramızda akademisyenler, diğer fakülte ve yüksek okullardan üyeler de bulunuyor.

TÜKUT'un genel ilkeleri; öğrencilerin Atatürk ilkeleri doğrultusunda toplumsal ve kültürel gelişmelerine yardım etmek, beden ve ruh sağlıklarını korumak, onların araştırmacı ve yaratıcı kişiler olarak yetişmelerine olanak sağlamak, boş zamanlarını değerlendirmektir.

Amaçlarımız:

- Yöremizdeki kuşları teşhis etmek, yaşam ortamları, üremeleri, yayılışları, sayıları, göç ve davranışları hakkında bilgi toplamak; karşı karşıya bulundukları tehditleri belirleyerek çözüm önerileriyle birlikte çeşitli platformlara taşımak,
- Nesli tükenmekte olan türlerin ve yaşam alanlarının korunmasına ve iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak,
- İnsanlara doğayı, doğa fotoğrafçılığını sevdirmek ve doğa koruma bilincini yerleştirmek,
- Öğrencilerin boş zamanlarını en güzel ve yararlı biçimde değerlendirmelerini sağlamak, aralarındaki dostluğu pekiştirmek,
- Üniversite bünyesinde çeşitli sosyal etkinlikler düzenlemek,
- Edinilen tüm bilgileri yurdumuzdaki diğer kuş gözlem topluluklarıyla paylaşarak, başta Trakya olmak üzere Türkiye kuş faunasına katkıda bulunmak,
- Trakya Üniversitesi'nin tanıtımına katkıda bulunmak.

Etkinliklerimiz:

- Bölgemizdeki önemli kuş alanlarında düzenli gözlemler yapmak,
- Gözlem sonuçlarını internet aracılığıyla Türkiye'deki diğer kuş gözlem topluluklarıyla paylaşmak,
- Kuşlar ve yaşamalanlarıyla ilgili elde edilen olumlu ya da olumsuz sonuçları çeşitli platformlarda dile getirerek konuyla ilgili kuruluşların dikkatini çekmek,
- Doğa fotoğrafçılığını geliştirmek, seminerler yoluyla insanlara doğa koruma bilinci kazandırmak,
- Çeşitli kültürel ve sosyal aktivitelerde bulunmak.

YrdDoç.Dr. Mustafa KAYA
TÜKUT Akademik Danışmanı

KONFERANSA DAVET 


Özgürce uçabilmek bir kuşun en doğal hakkı, en büyük varoluş nedenidir. Bu nedenle onların özgürlüğünü kısıtlayan ne varsa kaldırıp atmak gerekir. Bu da ancak biz kuşçuların birlik ve beraberliğiyle mümkün; o zaman haydi bakalım şimdi yine birlik ve beraberlik zamanı, bilgilerimize bilgi katma zamanı. Çok şey öğrenelim ki onlar için daha sıkı savaş verelim. Yalnızca kuş gözlemcisi olmak değil, bilinçli kuşçu olmak önemli. Haydi öyleyse, zaman konferans zamanı. Bu yıl 20-23 Nisan 2002 tarihlerinde Samsun'da gerçekleşecek olan 5. Kuş Gözlem Konferansı'na hepinizi OMÜKUŞ olarak kucak dolusu sevgiyle bekliyoruz.
Katılım için başvuru adresi: fazilet ÜKER: fazilet-uker@yahoo.com
Ayrıntılı bilgi içini: Arzu GÜRSOY: agursoy@omu.edu.tr




Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından üç ayda bir hazırlanır.
DHKD Merkez Ofisi: Büyük Postane Caddesi NO:43-45 Kat:5-6 Bahçekapı-Istanbul
Tel: (0 212) 528 20 30 Faks: (0 212) 528 20 40 e-posta: kelaynak@dhkd.org. http://www.dhkd.org
Ankara Ofisi: Anafartalar Caddesi 17/5 Ulus, Ankara
Tel: (0 312) 310 28 45 . (0 312) 310 33 03 (2 hat) Faks: (0 312) 310 66 42 e-posta: ankara.ofis@dhkd.org
Yayıma Hazırlayan: Bahtiyar Kurt
Düzelti: Ceren Üzel
Tasarım ve Uygulama: PENCERE Grafik Tasarım Tel: (0 212) 289 21 49 e-posta : pencere.graf@superonline.com



30 Temmuz 2012 Pazartesi

Sayı 9



Güneşin Toprakları


Eski zaman gezginlerinin anlattığı bilinmeyen Doğu’ya yolculuk gibi bir şeydi bizim Birecik maceramız. Çoğumuz daha önce hiç böyle farklı bir kültürün içinde bulunmamıştı. Gerçi hala ülkemizdeydik ama ikliminden insanına, sokaklarından yemeklerine başka bir diyardaydık sanki. Amacımız bu diyarın kuşlarını keşfetmekti ve biz Türkiye’nin dört bir yanındaki kuş gözlem topluluklarından Birecik’in tozunu yutmaya, Fırat’ın mavisini seyre dalmaya gelmiştik.

Birecik Fidanlık Müdürlüğü'nün bahçesindeki korulukta ta küçük bir kamp alanı oluşturduk. Geceyarısı peçeli baykuşların öttüğü bu koruluk anılarımızda hoş bir gülümseme bıraktı. Gündüzlerimizi Birecik'in taşını toprağını arşınlayarak, kum kekliği, alaca yalıçapkını ve nice başka türler arayarak geçirdik. Yorulduk, susadık, düştük ama hep güldük; kuş gözlemenin tadına vardık.

Birecik’teki ilk günümüzde Kelaynak Üretme İstasyonu’nu ziyaret eden İbrahim Özbey’den kelaynakların son durumu hakkında bilgi aldık. Sonrasındaysa Fırat’ın kurumuş bir kolunun vadisinde, sarp kayalar arasında bir gözlem macerası yaşayıp, kuş gözlemcilerinin aslında kaya tırmanma konusunda da ne denli başaralı olabileceğini bizzat deneyerek öğrendik.

İkinci gün programımızda Halfeti vardı. Güne Halil Özbey ve Menderes Kılıç tarafından kahvehanede ikram edilen sabah kahvaltısıyla başladık. Masmavi Halfeti’ye karşı şarkılar söylerken, Çiftlik Köyünden Sami’nin kendi tarlasından getirip bizimle paylaştığı taze fıstıklarını, yolda durduğumuzda tarlasını sularken karşılaştığımız yaşlı bir amcanın dalından yeni kopmuş cevizlerini yedik. Bir kez daha Doğu insanının konukseverliğine hayran olduk. Halfeti, Birecik Barajı suları altında kalan yarısıyla bize insanın kendi hayatını nereden nereye taşıdığını ve doğaya hakim olma çabasını anlattı. Rum Kale'ye doğru çıktığımız tekne gezisinde bir tarihi
geçip başka bir zamanın izlerine uzandık. Tüm değişenlere karşın süzülmeyi sürdüren tavşancılı heyecan içinde izledik. Rum Kale kıyılarında kimimiz kendini Fırat’ın serin sularına atarken, kimimiz de azimle tırmandığı kayalıkların ötesinde pembe göğüslü ötleğen ve büyük kaya sıvacısı gördü. 

Gezi programımızın son gününde, yol boyunca köy çocuklarına el sallaya sallaya gittiğimiz Kargamış baraj gölünde çoğumuz balık kartalını ilk defa gördük. Mola süresince kılkuyruk bağırtlak görme umuduyla gezip, uludoğanla karşılaştık. Bu gerçekten harika bir sürprizdi.

Birecik, tozun maviye boyandığı, kuş gözlemcilerinin yeni türler ve lezzetlerle tanıştığı bir kertik oldu gezi kütüğümüzde. Geri dönmek gelmese de içimizden, bir zamanlar kelaynaklarında yaptığı gibi zamanı gelince toparlanıp, kulaklarımızda “Hello, What’s your name?” sesleri, dudaklarımızda isot acısıyla bu güneş topraklarından ayrıldık. 


Birecik Kaymakamı Ali Çınar, Birecik Belediye Başkanı Mahmut Mirkelam, Birecik Emniyet Müdürü Mehmet Tülek, Birecik Fidanlık Müdürü Ahmet Karayılan, Cafer Orhan, Kahvehaneler Odası Başkanı Menderes Kılıç’a, bütün fidanlık çalışanları ve özellikle Salih Özbey’e tüm yardımları ve konukseverlikleri için teşekkür ederiz. Ayrıca, ev sahipleri Abdullah, Müslüm, Mücahit, Habeş ve Sami’ye, organizasyon ekibine en içten sevgilerimizi sunarız.

Özge Çelik ve Zeren Gürkan
ODTÜ Kuş Gözlem Topluluğu


Kelaynakların Son Durumu


Kuşçu Bülteni'nin 7. sayısında sözü edilen kelaynakların (Geronticus eremita) son durumunu bildirmek ve bu yılki üreme başarısını müjdelemek için yeniden merhaba.

Bu yıl üreyen 10 çiftten toplam 20 yeni yavru kazandık. 20 yavrudan yalnızca bir tanesi 9 Mayıs'ta yuvasında ölü olarak bulundu. Geri kalan 19 yavrunun hepsi tüylendi ve uçmayı başardı. İlk uçuş 25 Mayıs’ta gerçekleşti. Hemen hemen 4 Haziran’a kadar bütün yavrular uçmayı başarmıştı. Bu yıl 19 uçabilen ve artık kendi kendilerine beslenebilen yavrunun büyük başarı sayılmasının nedeniyse aşağıdaki tabloda önceki yıllarla karşılaştırmalı olarak görülmektedir.

Erişkinlerin sayısı 42'yken başlayan gözlemler, ne yazık ki 1 erişkin kuşun kaybolması sonucu 41 olarak bitti. Bu kuşun kaybolmasının nedeniyse bilinmiyor. Bugün Türkiye kelaynak popülasyonu 19'u yavru, 41'i erişkin olmak üzere toplam 60 bireyden oluşuyor. Bu yıl 2 yavrunun çok üzücü bir biçimde yaralanması, kuşların kafeslere kapatılmasını hızlandırdı. Yaralanan yavrulardan birinin kanadı radius ve ulna kemiklerinden 3 parçalı olarak kırıldı. Kuş, 14 Temmuz'da, üstü bir kıyıdan diğerine elektrik telleriyle çevrili bir şantiyedeki havuzcuklarda bir çocuk tarafından bulundu. Bir gün önceki sayımların tam olması, kuşun bulunduğu gün yaralandığının bir kanıtıydı.

Kuşa ilk müdahale Birecik'te veteriner hekim, Celal İncedal tarafından yapıldı. Sonra ki tedavi de, Taner Hatipoğlu ve Andrew A. Cunningham'ın* önerileri doğrultusunda yine Celal İncedal tarafından sürdürüldü. Kuşun yaralanma sebebinin elektrik telleri olduğu düşünülüyor.

Diğer yaralı kuşsa 18 Temmuz’da, bacağı kırıl olarak beslenme alanından uçtuğunda fark edildi. Diğer kuşların yeniden tarlaya konmasına karşın bu kuş konamayıp güneye doğru uçmaya devam etti. 2 gün üretme istasyonuna geri dönmeyen kuş, 20 Temmuz da üretme istasyonunda tekrar görüldü. Bu kuşun tedaviside kanadı kırık kuşta olduğu gibi yapıldı. Bu kuşun bacağı femur kemiğine 1/3 uzaklıktaki yerden tekli olarak kırılmıştı. Kuşun yaralanma nedeni hakkında bir yorum yapamıyoruz.

Bütün bu gelişmeler ve yaşan olaylar gelecekte, üretme istasyonunun yönetimi için gerekli olabilecek birkaç öneriyi de beraberinde getirdi. 16 Temmuz’da, son olaylarında etkisiyle, görevliler tarafından kuşları kafese koyma kararı alındı. Bu tarih oldukça erken olmasına karşın alınabilecek en risksiz karardı. Temmuz’un 18’inden 26’sına kadar, toplam 8 gün süren kafese kapatma işlemi sonunda Birecik’teki kelaynak populasyonunun bu yılki özgür uçma zamanı bitti. Ayrıca eklemek gerekir ki, 1990’dan buyana olduğu gibi bu yıl da kışlama alanlarından hiçbir birey koloniye katılmadı. 2 Mayıs’tan Temmuz sonuna kadar yapılan gözlemler, yerel halkın da aralarında olduğu ilgili kişilerle yapılan fikir alışverişleri gelecek yıllarda neler yapabileceğimiz konusunda  bize çok yararlı bilgiler verdi.

Gelecek yıl yine kuşlar doğaya bırakılacak ve umarım aynı üreme başarısıyla sonraki yıllara umutlarımızı taşıyacağız.




Kaynak
BOWDEN Christopher G.R. & TAVARES jose. RSPB Summary of vis it 18-20 December 2000.
* Head of Wildlife Epidemiology, Institute of Zoology, Zoological Society of London

Nuri Özbağdatlı


Samsun Çevre Eğitimi Projesi


19 Mayıs Üniversitesi Kuş Gözlem Kulübü, Ekim 200l'den itibaren Samsun'da bulunan iki ilköğretim okulunda Çevre Eğitimi Projesi'ni uygulamaya başladı. Birdlife International ve Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından koordine edilen projenin sponsorluğunu birçok doğa koruma projesine de destek veren The Nando Peretti Foundation üstlendi.

Çevre Eğitimi Projesi’nin ana hedefi; halihazırda izlenen önemli kuş alanlarında bulunan ilköğretim okullarında çevre eğitimi programlarını uygulayarak, özellikle kuşların korunmasına yönelik yerel bilincin artmasına katkıda bulunmaktır. Samsun’daki uygulamanın amacıysa, Kızılırmak Deltası yakınlarındaki iki ilköğretim okulunda kuş ağırlıklı bir çevre eğitim programı yürüterek , diğer önemli kuş alanlarında bulunan okullara da örnek olmaktır.

Şu an Çevre Eğitimi Projesi’nde toplam 18 kişi görev alıyor. Bu kişileri iki grup halinde, çarşamba ve cumartesi günleri ilköğretim okullarına giderek, doğayla ilgili mesajları çocuklara kendi dillerinde, yani oyunlarla iletiyorlar. Proje kapsamında ele alınan konu başlıkları; “Ekoloji, Su, Hava, Toprak, Biyolojik Çeşitlilik ve Sürdürülebilir Yaşam”. Bu konular DHKD’nin hazırlamış olduğu “Gönüllü Çevre Eğitim Kılavuzu”nda yer alıyor. Her konu sonunda çocuklara yönelik konuyla ilgili etkinlikler, oyunlar bulunuyor. Haftada yaklaşık iki saat okullara gidilerek yürütülen proje bir yıl sürecek.

Projenin bir yılı sonunda edineceğimiz deneyimler doğrultusunda bu çalışmanın Türkiye’nin diğer illerinde de yaygınlaştırılması için çalışmalar gerçekleştirilecek. Eğer sizlerde bu proje hakkında ayrıntılı bilgi edinmek ya da çocuklarla oyun oynayarak doğa korumaya katkıda bulunmak istiyorsanız proje koordinatörleri Cemal Özsemir ve Fazilet Üker’le iletişim kurabilirsiniz:
fazilet_uker@yahoo.com
balabancemal@yahoo.com

Burcu Arık
Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği

Kuş Meraklılarının Kitabı
“Türkiye ve Avrupa’nın Kuşları”


Tüm kuş gözlemcilerinin yıllardır beklediği, kuşlar konusunda çok önemli bir kaynak kitap olan “Türkiye ve Avrupa’nın Kuşları” en sonunda Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği’nin çabalarıyla doğa severlerle buluşuyor. Orjinali İngiltere’de HarperCollinsPublishers tarafından yayımlanan bu kitap, kuş gözlemcisi Kerem Ali Boyla tarafından Türkçe’ye çevrilerek Türkiye’ye uyarlandı. İngilizce baskısı Hermann Heinzel, Richard Fitter, John Parslow tarafından hazırlanan kitap Türkçe olarak kuşlar üzerine hazırlanan en kapsamlı ilk yayın olma özelliğini taşıyor.

Garanti Bankası, RSPB (İngiltere Kraliyet Kuşları Koruma Derneği) ve Birdlife'ın (Dünya Kuşları Koruma Örgütü) katkılarıyla hazırlanan kitapta, Türkiye ve Avrupa'daki bütün kuş türleri, görülebilecekleri bölgeler, göç yolları 3000'den fazla renkli resim ve haritayla tanıtılıyor. Tüm Dünya’da sağlıklı ekosistemlerin en önemli göstergesi olarak kabul edilen kuşlar hakkında detaylı bilgilerin verildiği kitap, yalnızca kuş gözlemcilerinin değil herkesin doğa gezileri sırasında çantasında bulundurması gereken bir kaynak niteliğini taşıyor. Yıllardır kuşlar ve kuş gözlemciliğiyle ilgili çalışmalar yürüten Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği (DHKD), “Türkiye ve Avrupa’nın Kuşları” kitabıyla barındırdığı kuş türleri açısından çok zengin olan Türkiye’de, bugüne kadar eksikliği duyulan bir bilgi açığını kapatıyor.

Türkiye çapında dağıtımı Literatür Dağıtım ile yapılacak olan kitabı Ocak ayından itibaren DHKD ofislerinden ve Türkiye'deki çeşitli kitapçılardan 29 Milyon TL'ye edinebilirsiniz. Eğer kuş gözlem topluluğu üyesiyseniz bu kitabı %40 indirimle alabilirsiniz.

Türkiye'nin Önemli Kuş Alanları - 2 

O zamanlar İzmir'de oturuyordum. Bir gün DHKD logolu bir zarf geldi eve. Zarfı heyecanla açtım. İçinden üstünde çeşitli kuş adları ve karşılarında farklı slaytlar olan bir deste kağıt çıktı. Kağıtlara bir de kısa not iliştirilmişti. Aklımda kaldığı kadarıyla not şöyle diyordu: "Güven'im sen bu ÖKA işlerini çok seversin. Bak bakalım yeni ÖKA türleri var mı... " Notu yazan ustam Murat Yarar'dı. Listeyi inceledikçe daha da heyecanlanıyordum. Önce Gediz'deki kayıtları koydum önüme. Hangisi ÖKA kriterlerini sağlıyor, hangisi sağlamıyor diye. Arkasından haritalar açıldı; annemin bütün muhalefetine karşın evde yapılan arkeolojik kazılar sonunda daha da eski kayıtlar döküldü ortaya. Acaba fark etmeden yeni ÖKA bulmuş muyumdur diye öyle bir coşmuş olmalıyım ki, gecenin bir yarısına kadar yüzlerce sayfa kuş kaydı taramışım. Sonuç mu? Koca bir sıfır. Gediz Deltası'nın ÖKA'lığını tescilleyen yeni gözlemlerden başka bir şey, yani yeni bir ÖKA bulamamıştım. 

O gece hüsranla sonuçlanmış olsa da, sonraki günlerde neredeyse ezberlemeye başladığım ÖKA kriterleri sayesinde hayatımın en keyifli anlarını yaşadım. İlk olarak, 1996'da izmirli kuşçu dostlarımla birlikte Ildır Körfezi Adaları'nı bulduk. Ildır'ı, 1997 yılında Ayvalık Adaları, Bakırçay Deltası ve Karaburun takip etti. DHKD'de çalışmaya başladıktan sonraysa işin boyutu tamamen değişti. DHKD'deki ekip arkadaşlarımla beraber Güneydoğu'da, Doğu'da, Konya Havzası'nda, Marmara'da, Akdeniz'de ve daha pek çok bölgede çok sayıda yeni ÖKA ya da olası ÖKA tanımladık.  Bunların arasında beni en çok etkileyen Bolkar Dağları oldu. Sakallı akbabadan, kızıl akbabaya, bıyıklı doğandan urkekliğe kadar birçok tür açısından ÖKA kriterlerini sağlayan bu muhteşem dağ silsilesinin keşfi DHKD'nin 1998 yılındaki Konya Projesinin en güzel anlarından biriydi.

Benim ÖKA kriterleriyle tanışmamdan bu yana 6 yıl geçti. Bu kısa süre zarfında Türkiye kuşlarını yeni ÖKA'ların keşfinden çok daha fazla ilgilendiren iki büyük gelişme yaşandı. Birincisi; bilinen ÖKA'ların büyük kısmı yok olma noktasına geldi. Samsam Gölü, Suğla Gölü, Hotamış Sazlığı ve Ereğli Sazlığı, söylemeye dilim varmıyor ama, geçen süre içinde yitirdiğimiz ÖKA'lar. Durumları bunlardan az daha iyi olsa da bıçak sırtında onlarca ÖKA daha var ve elimizden geleni yapmazsak onlar da avuçlarımızın arasından kayıp gidecek. İkinci gelişmeyse ilkinin tersine çok olumlu. Türkiye'de kuşçuluk 10-15 adamın merakı olmaktan çıkıp yüzlerce insanın yaşam biçimi haline dönüştü. Kuşları ve ÖKA'ları heyecanla konuşan yüzlerce Murat ve Güven yetişti. Artık ÖKA'ların keşfinde ve korunmasında en önemli rolü Türkiye'nin bu genç kuşçularının oynayacağına inanıyorum.

İsterseniz yazının buraya kadarki bölümünü uzatılmış bir not olarak kabul edelim ve artık Murat'ın gönderdiği zarfın içinden çıkan diğer kağıtlarla tanışmaya başlayalım.

ÖKA Kriterleri

Türkiye'de Önemli Kuş Alanları 'nın belirlenmesi için üç ana grup ÖKA kriteri kullanılıyor. Bunlar alfabenin ilk üç harfiyle adlandırılıyorlar: A, Bve C. "A" grubundaki kriterler Dünya ölçeğinde önemli alanları, "B" grubundakilerse Avrupa ölçeğinde önemli alanları tanımlamak için kullanılıyor. "C" kriterleri, AB Kuşları Koruma Yönetmeliği’ne göre korunması gereken alanları belirleme işlevini görüyor. Pratik anlamda "A" ya da "B" kriterlerini sağlayan hemen hemen bütün alanlar “C”  kriterlerini de sağlamış oluyor. Öte yandan bazı alanların yalnızca "C" kriterlerine göre önemli olup (AB ölçeğinde değer taşıyan alanlar) diğer kriterlerden hiçbirini sağlamaması söz konusu olabiliyor.

“A” Kriterleri

Bu üç grup içinde en önemlisi Dünya ölçeğinde önemli' alanları tanımlamaya yarayan "A" grubu. O yüzden bu grubu en ince ayrıntısına kadar tartışmaya çalışacağız. Kendi içinde dört gruba ayrılan "A" kriterlerinin özetini Tablo 1'de bulacaksınız.

Tablo 1. A grubu ÖKA kriterlerinin özeti.

Bu sayıda yalnızca A1 kriterlerinin üzerinde ayrıntısıyla duracağız ve geri kalan "A" grubu kriterlerini bir sonraki sayıda inceleyeceğiz. A1 kriterleri, Tablo 1'deki tanımından da anlaşılacağı gibi, yalnızca nesli Dünya ölçeğinde tehlike altında olan kuşlar için önemli alanları tanımlamakta kullanılıyor. Bu nedenle, A1 kriterlerinin rakamsal kotaları bir ülkeden diğerine değişiklik göstermiyor. Bu kriteri Türkiye'de düzenli olarak görülen nesli Dünya ölçeğinde tehlike altındaki 25 kuş türü için kullanmak mümkün. Bu türler için gerekli en düşük popülasyon aşağıda açıklanan mantık doğrultusunda belirleniyor. 

Eğer bir kuş türünün Dünya ölçeğindeki tehlike kategorisi IUCN kriterlerine göre "CR" (Yok olma sınırında) ya da "EN"yse (Tehlikede), bu türün düzenli olarak bulunduğu bütün alanları ÖKA listesine dahil etmek olanaklı. Bu iki gruba giren türler Dünya'nın en nadir kuşları arasında yer aldıkları için yaşadıkları bütün alanlara koruma önceliği verilmesi gerekiyor ve herhangi bir rakamsal kota aranmıyor. Türkiye' de söz konusu statülere sahip üç kuş türü görülüyor; kelaynak (Geronticus eremita) (CR), dikkuyruk (Oxyura leucocephala) (EN) ve ince gagalı kervançulluğu (Numenius tenuirostris) (CR).

Ancak bir kuş türü nispeten daha iyi durumdaysa; yani "VU" (Hassas), "CD" (Korumaya bağımlı), "DD" (Yetersiz bilinen) ya da "NT" (Tehlike altına girebilir) kategorilerinden birine giriyorsa düzenli olarak görülmenin yanı sıra rakamsal kotaların kullanılması gündeme geliyor. Rakamsal kotalar; türün Dünya popülasyonunun büyüklüğü, üreme şekli ve fiziksel boyu dikkate alınarak hesaplanıyor. A1 kriterine göre Türkiye'de ÖKA tanımına uyan türlerin listesi ve gerekli alt popülasyon sınırı Tablo 2'de yer alıyor. Sayılar üreme popülasyonunu tanımlayacak şekilde çift olarak verildiği gibi, düzenli olarak gözlenen diğer popülasyonları (kışlayan, yazlayan, göç sırasında konaklayan ve üreme sonrasında tüy değiştiren) tanımlamak üzere birey olarak da sunulmuştur.

Tablo 2. Türkiye'de A1 kriterini uygulanışını gösteren çizelge. (*) Birdlife International (2000)’deki kategoriler kullanılmıştır .

Önümüzdeki Kuşçu Bülteni'nde Murat'ın gönderdiği zarfın içinden çıkan diğer bilgileri incelemeyi sürdüreceğiz ve geri kalan "A" kriterlerini ele alacağız.

Güven Eken / Birdlife International

Kaynakça
Birdlife International (2000) Threatened Birds of the World, Birdlife International. Barcelona and Cambridge.
Heath, M.F. and Evans, M.I. (2000) Important Bird Areas in Europe Priorities for Conservation, Birdlife Conservation Series 8. Birdlife International, Cambridge.

Toygar'dan Kayıtlar (Nisan-Haziran 2001)


Hazırlayan: Metehan Özen
Bu bölüm, Toygar haberleşme listesine, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği'ne ve bana ulaşan yerli ve yabancı gezi raporlarından derlenerek hazırlanmıştır.

Kızıl boyunlu batağan Podiceps grisegena; 40, Sodalı Göl, 11 Temmuz, P Maria; 9, Aygır Gölü Kars, 3 Temmuz, A. Tamer.

Boz yelkovan Calonectris diomedea: 3, Çanakkale feribotu, 15 Ağustos, B.Sancar.

Küçük karabatak Phalacrocorax pygmeus; 550, Birecik, 6 Temmuz, B.Soner.

Kaşıkçı Platalea leucorodia; 5 ( 2 yuva ve 3 yavru), Kulu Gölü, 14 Temmuz, R.Ian.

Kadife ördek Melanitta fusca; 32, Aygır Gölü-Kars, 3 Temmuz, A.Tamer.

Yaz ördeği Marmaronetta .angustirostris; 2, Ahlat Sazlığı, 19 Temmuz, R.Ian; 45, Göksu Deltası, 18 Ağustos, Y.Berrin.

Akkuyruklu kartal Haliaaetus albicilla; 1, Erzincan, 21 Temmuz, D.Barbaros.

Kızıl akbaba Gyps fulvus; 1, Doğubeyazıt, 20 Temmuz, R.Ian; 1, Ahlat Sazlığı, 19 Temmuz, R.Ian;. 20, Iğdır, 4 Temmuz, A.Tamer; 1, Ani Harabeleri, 30 Ağustos, Ö.Uygar.

Bozkır kartalı Aquila nipalensis; 1, Sivas, 29 Haziran, P.Maria.

Ulu doğan Falco cherrug; 1, Tatvan, 18 Temmuz, R.Ian; 1, Kozan Gölü-Konya, 12 Ağustos, G.Gökhan; 1, Karacabey-Balıkesir,13 Ağustos, NAJU-DHKD gezisi.

Huş tavuğu Tetrao mlokosiewiczi; 1, Yukarı Kavron Yaylası-Rize, 24 Temmuz, E.Süleyman..

Kum kekliği Ammoperdix griseogularis; 12, Birecik, 6 Temmuz, B.Soner.

Küçük suçulluğu Lymnocryptes minimus; 1, Kulu Gölü, 30 Eylül, R.Ian.

Deniz düdükçünü Phalaropus lobatus; 1, Kulu Gölü, 14 Temmuz ve 1 Eylül, R.Ian.

Ada martısı Larus audouinii; 15, Gökçeada, 13 Ağustos, B.Sancar.

Çizgili ishakkuşu Otus brucei; 4, Birecik, 6 Temmuz, Ö.Nuri.

Küçük sağan Apus affinis; 30, Halfeti, 6 Temmuz, Ö.Metehan.

Alaca yalıçapkını Ceryle rudis; 6, Birecik ve Karkamış, 7 Temmuz, B.Soner; 1, Güllük Deltası Bodrum, 15 Eylül, GökKuşAğı.

Kara ağaçkakan Dryocopus martius; 2 (ses), Yedigöller, 8 Temmuz, K.Bahtiyar.

Çöl toygarı Ammomanes deserti; 1, Birecik, 23 Temmuz, A.Ali.

Büyük dağbülbülü Prunella collaris; 2; Nemrut Dağı krateri, 18 Temmuz, R.Ian; 4, Yukarı Kavron Yaylası-Rize, 24 Temmuz, E.Süleyman.

Taş bülbülü Irania gutturalis; 1 çift, Birecik, 6 Temmuz, Ö.Nuri; 1, ODTÜ arazisi, 17 Temmuz, K.Tuba.

Boğmaklı ardıç Turdus torquatus; 3, Nemrut Dağı, 18 Temmuz, RIan; 3, Yukarı Kavron Yaylası Rize, 23 Temmuz, E.Süleyman; 4, Bayburt, 2 Temmuz, A.Tamer.

Dağ mukkalidi Hippolais languida; 14, Birecik ve Halfeti, 6 Temmuz, Ö.Metehan; 2, Erzincan, 21 Temmuz, D.Barbaros.

Yeşil söğütbülbülü Phylloscopus (trochiloides) nitidus; 1, Sarıkamış, 30 Ağustos, Ö.Uygar.

Kara sinekkapan Ficedula hypoleuca; 1, Kızılcahamam MP, 26 Ağustos, D.Barbaros; 1, ODTÜ, 30 Ağustos, K.Tuba.

Sarıgagalı dağkargası Pyrrhocorax graculus; 70, Yahyalı-Kayseri, 6 Temmuz, Erkuş; 3, Aladağlar Milli Parkı, 1 Temmuz, E.Süleyman.

Büyük kaya sıvacıkuşu Sitta tephronota; 4, Halfeti, 6 Temmuz, B.Soner; 1, Van, 10 Temmuz, G.Umberto; 1, Samandağ-Antakya, 30 Temmuz, A.Ali; 1, Ani Harabeleri, 30 Ağustos, Ö.Uygar.

Küçük serçe Passer moabiticus; 20, Birecik, 6 Temmuz, Ö.Nuri.

Sarı boğazlı serçe Petronia xanthocollis; 10 Birecik ve Karkamış, 7 Temmuz, Ö.Metehan.

Şakrak Pyrrhula pyrrhula; 4, Yedigöller, 8 Temmuz, K.Bahtiyar; 6, Kavron Yaylası-Rize, 21 Temmuz, E.Süleyman

Sarı gagalı ketenkuşu Carduelis flavirostris; 3, Kavron Yaylası-Rize, 21 Temmuz, E.Süleyman; 12, Yukarı Kavron Yaylası-Rize, 23 Temmuz, E.Süleyman.

Boz kirazkuşu Emberiza cineracea; 4, Birecik ve Halfeti, 7 Temmuz, B.Soner.

Pembe göğüslü ötleğen Sylvia mystacea; 20, Birecik, 6 Temmuz, Ö.Nuri.

Doğu kirazkuşu Emberiza buchanani; 5, İshakpaşa Sarayı, 21 Temmuz, R.Ian.


PAKDOS Kuş Gözlem Topluluğu (PAKKUŞ)

PAKKUŞ 27 - 28 Ekim 2001 tarihlerinde Burdur Dikkuyruk Şenliği'nde bir araya gelen Denizli’lilerin ortak girişimiyle Pamukkale Arama Kurtarma Doğa Sporları Derneği'nin (PAKDOS) bünyesinde bir alt birim olarak kuruldu. Çiçeği burnunda topluluğa ilgi oldukça fazla. Fakat üyeleri, topluluğu uzun vadede Pamukkale Üniversitesi'nin bünyesinde kurulacak bir üniversite topluluğu haline getirerek daha geniş bir tabana yaymayı planlıyor. Topluluğun amaçları arasında özellikle Denizli'ye en yakın ÖKA olan. Acıgöldeki kuş varlığının belirlenmesi, korunması ve bölgede kuş turizminin canlandırılması yer alıyor. İlk gezisini Dikkuyruk Şenliği'nin ardından 3 - 4 Kasım 2001 tarihlerinde Işıklı Gölü ve Akdağ' a gerçekleştiren toplulukla aşağıdaki adreslerden iletişime geçebilirsiniz:

PAKDOS Adres: THY İşhanı Kat:1, Bayramyeri / Denizli
Derya Kahraman: deryaka@yahoo.com
İbrahim Yıldız: iyildiz@hotmail.com
PAKDOS hakkında ayrtntllı bilgi için http://www.pakdos.org.tr





Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından üç ayda bir hazırlanır.
DHKD Merkez Ofisi: Büyük Postane Caddesi NO:43-45 Kat:5-6 Bahçekapı-Istanbul
Tel: (0 212) 528 20 30 Faks: (0 212) 528 20 40 e-posta: kelaynak@dhkd.org. http://www.dhkd.org
Ankara Ofisi: Anafartalar Caddesi 17/5 Ulus, Ankara
Tel: (0 312) 310 28 45 . (0 312) 310 33 03 (2 hat) Faks: (0 312) 310 66 42 e-posta: ankara.ofis@dhkd.org
Yayıma Hazırlayan: Bahtiyar Kurt
Düzelti: Ceren Üzel
Tasarım ve Uygulama: PENCERE Grafik Tasarım Tel: (0 212) 289 21 49 e-posta : pencere.graf@superonline.com


23 Temmuz 2012 Pazartesi

Sayı 8







Aliağa'da Kuş Olur mu?


Bu yıl Ocak ayında, Aliağa Belediyesi'nin aracıyla ilk kez Aliağa'ya doğru yol alırken kafamızdaki soru buydu. Bildiğimiz tek şey UNDP-GEF'ten, bu bölgedeki bir sulakalanla ilgili küçük ölçekli bir proje alınmış olduğuydu. O güne dek Aliağa'da bir sulakalanın varlığından bile haberimiz yoktu.

Öyle bir alan düşünün ki, bir tarafı şehrin baskısıyla kuşatılmış, diğer iki tarafı denizle çevrili olsun. Prefabrik yazlıklarla dolu kumsalın hemen ardından etrafı okaliptüslerle kuşatılmış ve birbirine bir künkle bağlı, arkasında küçük bir tepecik olan tatlı su ekosistemine sahip bir sulakalanla, arkasında bir site bulunan, denize yakınlığından dolayı dipten tuzlanan, 2- 3 futbol sahası büyüklüğünde bir gölet karşımıza çıkıyor. Bunların arkasındaysa, mendereslerini neredeyse yitirmiş, etrafı tarlalarla kuşatılmış Güzelhisar Deltası. Şehirle bu denli iç içe olmasına karşın etrafta yüzlerce ördek ve sukuşunun uçuştuğu bir alanla karşılaşmak bizi hayrete düşürdü. Kaşıkgagalar(149), çamurcunlar(400+), yeşilbaşlar(158+), fiyular(18) o güne dek gördüğümüz en yakın mesafedeydiler. Bir süre kuşlardan başka hiçbirşeyle ilgilenmememizle, bize sorulan sorulara “Bir dakika, bir dakika” diye cevap verişlerimizle, yerlerde sürünerek ördek fotoğrafı çekmeye çalışmalarımızla, sanırız Aliağalılar’a garip bir ilk izlenim verdik.

Bu küçük ve heyecanlı geziden sonra Aliağa Yerel Gündem 21'de toplandık. Aliağa Yerel Gündem 21 ile Aliağa Eğitim ve Gelişim Vakfı'nın yürüttüğü "Aliağa Kuş Cenneti'nin Geliştirilmesi" adlı projenin amacı; alanı, kuş gözlemciliğini ve çevre bilincini geliştirme amaçlı kullanmaktı. Tabii öncelikle gelen kuşların kayıtlarının ve kullandıkları alanların belirlenmesi gerekiyordu. Bizden istenen de bu alandaki kuş popülasyonunu bir yıl boyunca düzenli olarak saymamız, yerel halkı eğitici çalışmalara katılmamızdı. Bu gözlemlere göre alanda bir iyileştirme çalışması yapılacak, gözlem ve ziyaret amaçlı düzenlemeler (kulübeler, levhalar, broşür vb.) gerçekleştirilecekti.

Bugüne kadar alana dokuz defa gidildi. Bunlardan yedisi sayım, biri eğitim çalışması, biri de alan çalışması içindi. Ayda en az bir defa olmak üzere yapılan sayımlarda 97 farklı tür belirlendi. Bunların içinde en ilgi çekenleri erguvani balıkçıl (86), küçük karabatak, küçük kerkenez (2 adet), kara leylek (1 adet) ve kuğuydu (1 adet).

Projenin bizce önemli yönlerinden biri de, yerel halka doğa ve kuş sevgisini aşılamaya ve yerel kuş gözlemcilerini oluşturmaya çalışmasıdır. Bu amaçla proje yürütücülerinden Duygu Dalgıç, Murat Gel, EKGT üyeleri ve İzmir Milli Parklar Başmühendisi Ahmet Akgün'ün de katıldığı bir sunum ve slayt gösterisini, yaklaşık 150 ortaöğretim öğrencisi ve Belediye Başkanı'na yaptık. Ayrıca, proje kapsamında alana bilgilendirici levhalar konuldu ve Aliağa girişindeki bir duvara flamingo resmi çizdirildi.

Bunların dışında proje kapsamında, tatlı su ekosisteminin yeraltı su kaynağını araştırmayı, tatlı su ve denize yakınlığı nedeniyle dipten tuzlanan kısmen tuzlu alanda habitat iyileştirmesi yapmayı tasarladık. Bunun aynı zamanda, bazı ilk ve ortaokul öğrencileri için de çevre koruma bilinci ve kuş gözlem sevgisi kazandırmayı hedefleyen eğitici bir çalışma olması planlandı. Ancak henüz bunları gerçekleştirme fırsatı elde edemedik.

Gözlemlerimizi gerçekleştirdiğimiz dönem boyunca, tatlı su bulunan sulakalanda elmabaşların ve sakarmekelerin, kısmen tuz1u gölette uzunbacakların ürediklerini belirledik. Uzunbacakların, kısmen tuzlu gölette geniş alanlar kaplayan yosunların üzerine yaptıkları yuvalar görülmeye değer bir manzara oluşturmaktaydı. Tuzlu su göletini belirtirken "kısmen" kelimesini kullanıyoruz çünkü, tatlı su bulunan sulakalandan bu alana düzenli su transferi yapan bir künk ve tuzlu su göletinden denize su transferi yapan başka bir künk nedeniyle, bu alanın geçen yıllara nazaran tuzluluk miktarının düştüğünü düşünmekteyiz. Ayrıca, bu yıl alanın bir kısmında ortaya çıkan sazlıklar ve suyun yüzeyini kaplayan yosun türü daha çok tatlı su ekosistemine yakın alanlarda görmeye alıştığımız türden.

Bir yıllık düzenli kuş sayımı sonunda alanla ilgili veri tabanı oluşturmayı düşünüyoruz. Bu sayede, alanda bulunan türleri, gözlemlenebilecekleri dönemleriyle birlikte gösteren bir pano ya da panolar hazırlamayı ve bunları yapılması planlanan gözlem kuleleri içine yerleştirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca, 6-7 Ekim 2001 tarihlerinde Dünya Kuş Gözlem Günü'nü, yerel halkın da katılımıyla Aliağa' da kutlamaya hazırlanıyoruz.

Alan çalışması konusunda bize yol gösteren Güven Eken, Uygar Özesmi ve Tansu Gürpınar' a teşekkür ve sevgilerimizi iletiyoruz.

Raika Durusoy, Ortaç Onmuş, Soner Bekir
Ege Kuş Gözlem Topluluğu (EKGT)
http://kusgozlem.sayfasi.com


Dünya Kuş Gözlem Günü'nü Kutluyoruz


Tüm Dünya'da 6-7 Ekim tarihlerinde Birdlife international'ın ortakları tarafından düzenlenecek olan Dünya Kuş Gözlem Günü'nde ülkemizde de kuş gözlem topluluklarının bulundukları şehirlerde çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecektir. Türkiye Kuş Sayfası'nda (www.toygar.sayfasi.com/) etkinlik hakkındaki genel bilgilerin yanı sıra, Türkiye'deki organizasyonun nerelerde ve ne zaman yapılacağı belirtilmekte, ayrıca her bir topluluktan iletişime geçebileceğiniz üyelerin telefon numaraları bulunmaktadır.

Dünya Kuş Gözlem Günü her yılın Ekim ayının ilk hafta sonu kutlanmaktadır. Etkinliğin amacı doğa, biyolojik çeşitlilik ve kuşlara ilgi duyan insanların oluşturduğu ağı güçlendirmek ve genişletmektir. Kuşların değeri ve önemi konusundaki bilinç seviyesini arttırıcı etkinlikleri de kapsayan gün, Türkiye' de son yıllarda genellikle DHKD tarafından İstanbul Küçük Çamlıca' da, 1999 yılında da bir kereye mahsus olmak üzere bir kaç şehirde birden kutlanmıştır.

Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği bu yıl yapılacak Dünya Kuş Gözlem Günü'nde ana tema olarak ülkenin her bir yanında kuruyan sulakalanlara dikkat çekmeyi ve tüm Türkiye'yi bu yıl "Kuşlara Dokunmamaya" davet etmeyi planlamaktadır.

Türkiye Kuş Sayfası


İnternette, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından kuş gözlemcilerine yönelik hazırlanan Türkiye Kuş Sayfası, Ağustos ayında çalışmaya başladı. Sayfanın amacı, kuşlar ve kuş gözlemciliği hakkında verilen genel ve özel bilgiler aracılığıyla kuş gözlem topluluklarının kapasitelerini artırmak, aralarındaki iletişimi güçlendirmek ve Türkiye'de konuyla ilgilenen insanları bu topluluklara yönlendirecek ortamı hazırlamak. Önemli Kuş Alanları İzleme Projesi'nin bir etkinliği olan Türkiye Kuş Sayfası'nın içeriğinde bulunan başlıklarsa şöyle: Türkiye'nin Kuşları, Kuş Gözlemciliği, Kitap ve CD'ler, Topluluklar, Albüm, Pano ve linkler. Sayfa, yaz stajını DHKD'de yapan Samsun Kuş Gözlem Topluluğu üyesi Fazilet Üker ve Dernek çalışanı Bahtiyar Kurt tarafından hazırlandı. Sayfaya ulaşmak için: http://www.toygar.sayfasi.com/ adresini kullanabilirsiniz.

Kuşların ve Sulakalanların Korunması'nda Balkan Ortaklığı Projesi


Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği'nin uluslar arası platformdaki ortağı Hellenic Ornithological Society'nin (HOS) hazırladığı Kuş ve Sulakalanların Korunması'nda Balkan Ortaklığı Projesi, Balkanlar'da yer alan dört ülke; Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Türkiye tarafından yürütülüyor. Projenin hedefi, nesli küresel ölçekte tehlike altında bulunan dikkuyruk Oxyura leucocephala ve küçük karabatak Phalacracorax pygmeus türlerinin izlenmesi yoluyla bölgedeki önemli sulakalanların korunması için ülkeler arası işbirliğine gitmek. 2001 yılı boyunca sürecek proje için Türkiye'de 8 kuş gözlem topluluğu aktif olarak çalışmakta. Projenin Türkiye ayağında yapılacak alan çalışmaları aşağıdaki Tablo'da belirtilmiştir.



Proje kapsamında, 27 - 28 Ekim 2001 tarihinde Burdur'da II. Dikkuyruk Şenliği kutlanacak. Bunun dışında, 29 Ekim'de yine Burdur'da tüm proje ortaklarının ve Türkiye' deki kuş gözlemcilerinin katılacağı uluslararası bir toplantı gerçekleştirilecek. Balkan ülkelerinde kuş ve sulakalan korumacılığı konularındaki işbirliğini güçlendirmeyi hedefleyen proje'nin sponsoru Yunanistan Çevre Bakanlığı.

Proje hakkında daha detaylı bilgi için bahtiyar.kurt@dhkd.org adresine mesaj gönderebilir, http://www.toygar.sayfasi.com adresinden "Projeler" başlığını seçebilir ya da bölgenizdeki kuş gözlem topluluklarına başvurabilirsiniz.

II. Dikkuyruk Şenliği


Birincisi 21 Ekim 2000 tarihinde düzenlenen Dikkuyruk Şenliği bu yıl da Burdur'da 27 - 28 Ekim tarihlerinde kutlanacak. Geçen yıldan farklı olarak iki gün kutlanacak olan şenlik kapsamında Burdur Gölü'ne kuş gözlem gezileri düzenlenecek. Şehir merkezinde kurulacak şenlik alanında kuş yarışmaları, dikkuyruk oyunları, söyleşiler, müzik resitali, folklor gösterileri gerçekleştirilecek; ayrıca alanda, kuş gözlem topluluklarının stantları da bulunacak. Sponsorluğunu Burdur Belediyesi, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği ve Yunanistan Çevre Bakanlığı'nın yaptığı şenliğe tüm doğa severleri bekliyoruz.

Türkiye'nin Önemli Kuş Alanları - 1


“Önemli Kuş Alanı" nedir?


Önemli Kuş Alanı (ÖKA), doğadaki kuş türlerinin nesillerini sürdürebilmeleri için özel önem taşıyan coğrafyaları tanımlar. ÖKA kavramının geliştirilmesinin temel nedeni, yeryüzündeki doğal coğrafyaların büyük bir hızla insan kullanımına açılması ve bu alanlardaki canlı türlerinin yok olmasıdır. ÖKA'ların en güçlü yanıysa, "uluslararası ölçekte önemli" olan alanları işaret etmeleridir. Alanları belirleme sürecinde ölçülebilir kriterlerin kullanılmasıysa, ÖKA fikrini güçlendiren diğer bir noktadır. Bunların yanında, dünyanın pek çok yerindeki araştırmalar ÖKA'ların yalnızca kuşlar için değil, aynı zamanda diğer canlı türleri için de yaşamsal bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Başka bir deyişle, bir ülkede etkin bir ÖKA ağının oluşturulması, o ülkedeki pek çok canlı türünün yaşama hakkını güvence altına almak anlamına gelmektedir.

ÖKA kavramının tarihçesi


ÖKA terimi ilk olarak 1981 yılında basılmış olan "Avrupa Birliği'nin Önemli Kuş Alanları" kitabında kullanıldı (Osieck ve Mörzer Bruyns 1981), Daha sonraki yıllarda bu kitap genişletilerek yeniden basıldı. 1989 yılındaysa tüm Avrupa ülkelerini ve Türkiye'yi de kapsayan yeni bir envanter yayımlandı (Grimmet ve Jones 1989). Aynı yıl, "Türkiye' nin Önemli Kuş Alanları" kitabı da ilk kez basıldı (Ertan ve ark. 1989). 1989 ila 2000 yılı arasında Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Dünya'nın pek çok ülkesinde ulusal ÖKA envanterleri hazırlandı. 1997 yılında, Türkiye'nin ikinci ÖKA kitabı basıldı ve burada 1989 yılındaki envanterde yer almayan pek çok yeni ÖKA tanımlandı (Yarar ve Magnin 1989). 2000 yılındaysa Avrupa'nın ikinci ÖKA kitabı yayımlanarak Avrupa'da tanımlanmış olan 3619 ÖKA hakkında bilgi verildi (Heath ve Evans 2000). Adı geçen son iki yayında da, Türkiye'de 1996 yılına kadar tanımlanmış olan 97 ÖKA'ya yer verilmektedir.

ÖKA'lar kimleri ilgilendirir?


ÖKA'ların nerede oldukları ve neden korunmaları gerektiği pek çok farklı insan grubunun bilmesi gereken bir konu. Bu grupların başında şunlar gelmektedir:

Kuş gözlemcileri: Dünya'nın pek çok yerinde ÖKA'ların korunabilmesi için ilk adımı atanlar, yani onları keşfetme ve tanımlama işini yapanlar kuş gözlemcileridir. Daha sonraki aşamada, ÖKA'lardaki kuşların sayılarını ve onlara yönelik tehditleri izleme işini de çoğunlukla kuş gözlemcileri gerçekleştirir. Etkin bir kuş gözlemcisi ağının bulunmadığı ülkelerde, ÖKA'ların belirlenmesi ve korunmasıysa hemen hemen olanaksızdır.

Karar vericiler: ÖKA'ların varlığının, hem uluslararası, hem ulusal, hem de yerel ölçekte çalışan karar vericiler tarafından bilinmesi gerekir. Çünkü bu kişiler, bu alanların korunması ve kısıtlı kullanıma açılması yönündeki kararları vermekle sorumludurlar. Bu nedenle, bir ÖKA'nın korunması için her aşamada karar vericilerin yapılan çalışmalara dahil olması gerekir.

Yatırımcılar ile yerel kullanıcılar: Pek çok ÖKA'nın içinde ve onu etkileyen çevre alanlarda insanlar yaşamakta ve her birinin bu alanın kullanımıyla ilgili farklı görüşleri ve çıkarları bulunmaktadır. ÖKA'ların bölge hakkında geliştirilen fikirlerden zarar görmemesi için, öncelikle bu insanların eksiksiz bir şekilde bilgilendirilmeleri gerekir. Bu insanların küçük bir kısmının dahi bölgelerindeki ÖKA'nın korunması yönünde destek vermesi, alanla ilgili sorunların çözülmesinde büyük kolaylık sağlar.

Üniversiteler: Bugün Türkiye'nin hemen her yerinde doğal alanlar üzerinde araştırma yapan yüksek öğretim kurumları bulunmaktadır. Yalnızca fen bilimlerinde değil, aynı zamanda diğer disiplinlerde çalışan uzmanların da (coğrafya, tarım, sosyoloji, jeoloji, tarih, arkeoloji vs.) araştırmalarını yaparken ÖKA'lara öncelik vermeleri, bu alanlarla ilgili bilgimizin artmasını ve buradaki koruma çalışmalarının daha sağlam bir zemin üzerinde yükselmesini sağlayacaktır.

Danışman çevre firmaları: Çevre Bakanlığı'nın denetimi altında hazırlanan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporları genellikle danışman statüsüyle çalışan profesyonel firmalar tarafından yazılır. Bu firmaların hazırladığı raporlarda, proje yerinin doğal özellikleriyle ilgili bilgiler Türkiye' de oldukça yetersiz bir şekilde ele alınmakta ve bu da kararın projenin gerçekleştirilmesi şeklinde verilmesine neden olmaktadır. ÖKA'ların bu firmalar tarafından bilinmesi, kalkınmaya yönelik projelerin doğaya en az zararla yapılmasına önemli bir katkı koyacaktır.

Doğa korumacı sivil toplum örgütleri: Türkiye'de çevre ve doğa koruma amaçlı, ulusal ve yerel ölçekte etkinlik gösteren pek çok sivil toplum örgütü bulunmaktadır. Bu kurumların çalışmalarını yaparken uluslararası önemi olduğu bilenen ÖKA'lara öncelik vermeleri, harcanan emeğin hem Türkiye hem de dünya ölçeğinde daha yararlı olmasını sağlayacaktır.

Sponsor kuruluşlar: Doğa koruma projelerinin yürütülebilmesinde, sponsor kuruluşların oynadığı rol giderek daha da büyümektedir. Sponsor kuruluşların hangi projelere destek verecekleri hakkında karar verirken ÖKA'lara öncelik tanıyabilmeleri için, ÖKA kavramının bu kuruluşlardaki kişilere tam olarak anlatılması gerekmektedir.

ÖKA'ların yasal geçerliliği nedir?

Uluslararası bir kavram olan ÖKA'lar, en güçlü yasal desteği Avrupa Birliği'nin Kuşları Koruma Yönetmeliği'nden (EC Council Directive on the Conservation of Wild Birds 79/409/EEC) almaktadır: Bu yönetmelik uyarınca AB'ye üye olan her ülke, toprakları üzerindeki kuşlar açısından uluslar arası öneme sahip alanları korumakla yükümlüdür. Bu yönetmelik altında korunması gereken alanlar, Özel Koruma Alanı (SPA - Special Protected Area) olarak tanımlanmaktadır. Yönetmeliğin kendisi söz konusu alanların nasıl belirleneceğini açıklamamakla birlikte, ı998 tarihli Avrupa Mahkemesi kararıyla ÖKA kriterleri, SPA'ların belirlenebilmesi için tek geçerli yöntem olarak kabul edilmiştir. Başka bir deyişle, eğer bir alanın ÖKA kriterlerini sağladığı bilimsel olarak kanıtlanabiliyorsa, AB'ye üye ülkeler bu alanı SPA statüsü altında korumak zorundadır.

Türkiye'nin yasalarında ÖKA kavramının yer almamasına ve ülkemiz AB üyesi olmamasına karşın, AB ile bütünleşme sürecinde AB Kuşları Koruma Yönetmeliği Türk mevzuatıyla uyumlulaştırılması gereken bir belge olarak ortaya çıkacak. Daha da önemlisi, Türkiye'nin bu yönetmeliğin uygulanabilmesi için gerekli ön hazırlıkları yapması gerekecek. İşte bu noktada, ÖKA'ların eksiksiz bir şekilde belirlenmesi, Türkiye'nin doğasının korunması açısından yaşamsal bir öneme sahip.

Yeni ÖKA'ları belirlemek

Yukarıda da belirtildiği gibi ÖKA'ların tam listesinin oluşturulması ve bilinen alanların sağlıklı bir şekilde izlenmesi, Türkiye'nin doğa koruma gündeminin öncelikli konularından bir tanesi. Başka bir deyişle, ne kadar çok alanın ÖKA kriterlerini sağladığını kanıtlayabilirsek, Türkiye'deki doğa koruma çalışmaları için o kadar sağlam bir altyapı oluşturmuş olacağız. Bu alanların bir an önce belirlenmesi, Türkiye'nin daha hızlı kalkınması için kullanılacak, orta vadede artması beklenen AB kaynaklarının doğru alanlarda, doğru bir şekilde kullanılmasına çok büyük katkı koyacaktır. Aksi taktirde, AB ve diğer gelişmiş ülkelerin sermayeleri Anadolu'nun eşsiz doğasını gelişi güzel bir şekilde yağmalamaya devam edecektir.

İşte bu noktada Türkiye' deki kuş gözlemcilerine hem uygulaması kolay ve zevkli, hem de etkisi büyük bir sorumluluk düşmektedir. Çünkü ÖKA'ların belirlenmesinde temel rolü oynayanlar, yani ÖKA'ların korunması sürecinde ilk adımı atanlar, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kuş gözlemcileri olacaktır. Üstelik bildiğimiz başka bir gerçek de, Türkiye'de keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda ÖKA olduğudur. Yapılması gereken şey, zaten yapıla gelen kuş gözlemlerini bir de ÖKA kriterleri açısından değerlendirmek ve daha önce gidilmemiş bölgelere gitmeye özen göstererek, bu bölgelere "Bu alan bir ÖKA olabilir mi?" sorusuyla yaklaşmak. Yapılabilecek diğer bir zevkli ve önemli işse, ÖKA olduğu bilinen bir alanın bu statüsünü güçlendiren ve ÖKA kriterlerini sağlayan yeni kuş popülasyonlarını bulabilmek.

Bir sonraki Kuşçu Bülteni'nde ÖKA'ları keşfetmek için kullanacağımız kriterleri ve bu kriterleri Türkiye'de uygularken dikkate almamız, gereken esasları tartışacağız. Ben, ÖKA'ların Türkiye'nin doğasının bozulmadan kalabilmesi için çok önemli bir rol oynayacağına inanıyorum. Daha da önemlisi, basit gibi görünen bir kuş gözlem kaydının uluslararası önemi olabileceğini ve ÖKA'lar sayesinde tek bir gözlemin uçsuz bucaksız coğrafyaların korunmasına büyük bir katkı koyabileceğini çok iyi biliyorum. Ne mutlu ki, bugünün Türkiyeli kuş gözlemcileri olarak bu tür gözlemlerin binlercesini yapma ve yaşadığımız toprakların korunmasına bir birey olarak katkı koyma şansına sahibiz.

Güven Eken/BirdLife International

Referanslar

Ertan, A., Kılıç, A. ve Kasparek, M. (1989). Türkiye'nin Önemli Kuş Alanlan, DHKD/ICBP, İstanbul.

Grimmet, R.F.A. ve Jones, T.A. (1989) Important Bird Areas in Europe, ICBP Tech. Publ. 9. ICBP, Cambridge.

Heath, M.F. ve Evans, M.I. (2000) Important Bird Areas in Europe. Priorities for Conservation, Birdlife Conservation Series 8. Birdlife International, Cambridge.

Yarar, M. ve Magnin, G. (1997). Türkiye'nin Önemli Kuş Alanları, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği, İstanbul.

Toygar'dan Kayıtlar (Nisan-Haziran 2001)



Hazırlayan: Metehan Özen
Bu bölüm, Toygar haberleşme listesine, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği'ne ve bana ulaşan yerli ve yabancı gezi raporlarından derlenerek hazırlanmıştır.

Boz yelkovan Calonectris diomedea: 2, Gelibolu, 13 Mayıs, Atahan A;

Kara akbaba Aegypius monachus: 1, Sazak Köyü-Eskişehir, 16 Mayıs, Başaran ÜN; 2, Kızılcahamam MP, 8 Haziran, Richardson I;

Bozkır delicesi Circus macrourus: 1, Halfeti, 7 Nisan, Bozdoğan M;

Şah kartal Aquila heliaca: 1, Terkos, 29 Nisan, İKGT;

Tavşancıl Hieraaetus fasciatus: 1, Gediz Deltası, 15 Nisan, EKGT;

Balık kartalı Pandion haliaetus: 1, Edirne, 22 Nisan, Başaran ÜN; 1, Birecik, 3 Nisan, Özbağdatlı N;

Ada doğanı Falco eleonorae: 2, Datça, 29 Haziran, Onmuş O;

Ulu doğan Falco cherrug: 1, Işıklı-Gaziantep, 5 Nisan, Forsberg H;

Urkeklik Tetraogallus caspius: 4, Demirkazık-Niğde, 3 Nisan, Bozdoğan M;

Kum kekliği Ammoperdix griseogularis: 2, Birecik, 6 Nisan, Bozdoğan M; 1, Birecik, 2 Nisan, Özbağdatlı N;.

Çilkeklik Perdix perdix: 2, Sazak Köyü-Eskişehir, 17 Mayıs, Başaran ÜN; 1, ODTU Kampüs, 15 Mayıs, Demirci B;

Toy Otis tarda: 8, Uyuz Gölü, 11 Nisan, Akoğlu A;

Bataklıkkırlangıcı Glareola pratincola: 8, Uluabat Gölü, 15 Nisan, ULUKUŞ; 1, Bodrum, 14 Nisan, Gökkuşağı; 100, Kulu Gölü, 26 Mayıs, Richardson I;

Deniz düdükçünü Phalaropus lobatus: 2, Uyuz Gölü, 11 Nisan, Akoğlu T;

Gülen sumru Gelochelidon nilotica: 20, Uyuz Gölü, 11 Nisan, Ekşioğlu S; 2, Mogan Gölü, 14 Nisan, OKGT; 150, Kulu Gölü, 12 Mayıs, Richardson I; 150, Tuz Gölü civarı, 25 Nisan, Bekir S;

Kara sumru Chlidonias niger: 6, Kara sumru, Kulu Gölü, Cınk Ö;

Çizgili ishakkuşu Otus brucei: 3, Birecik, 6 Nisan, Bozdoğan M;

Kara ağaçkakan Dryocopus martius: 1, Termal-Yalova, 26 Mayıs, Geyik C;

Ağaç incirkuşu Anthus trivialis: 15, Birecik, 6 Nisan, Bozdoğan M; 3, ODTÜ Kampüsü, 6 Nisan, ANKA;

Büyük dağbülbülü Prunella collaris: 5, Demirkazık-Niğde, 3 Nisan, Forsberg H;

Taş bülbülü Irania gutturalis: 3, Durnalık-Gaziantep, 8 Nisan, Bozdoğan M; 2, Sazak Köyü-Eskişehir, 16 Mayıs, Başaran S; 2, Hattuşaş-çorum, 20 Mayıs, Richardson I;

Kızılca kuyrukkakan Oenanthe xanthoprymna: 2, ışıklı-Gaziantep, 5 Nisan, Bozdoğan M;

Aksırtlı kuyrukkakan Oenanthe finschii: 2, Hattuşaş-çorum,20 Mayıs, Richardson I;

Bataklık kamışçını Locustella luscinioides: 2, Balıkdamı, 7 Nisan, OKGT;

Kındıra kamışçını Acrocephalus schoenobaenus: 2, Balıkdamı, 7 Nisan, OKGT;

Pembe göğüslü ötleğen Sylvia mystacea: 4, Birecik, 6 Nisan, Forsberg H;

Boz söğütbülbülü Phylloscopus bonelli: 1, ışıklı-Gaziantep: 5 Nisan, Bozdoğan M; 3, Halfeti, 7 Nisan, Bozdoğan M;

Büyük kaya sıvacıkuşu Sitta tephronota: 4, ışıklı-Gaziantep, 5 Nisan, Bozdoğan M; 6, Halfeti, 7 Nisan, Bozdoğan M;

Duvar tırmaşıkkuşu Tichodroma muraria: 2, Demirkazık-Niğde, 3 Nisan, Bozdoğan M; 1, Aladağlar, 22 Nisan, Akoğlu T;

Küçük serçe Passer moabiticus: 4, Birecik, 14 Mayıs, Özbağdatlı N;

Çöl serçesi Petronia brachydactyla: 5, Erzurum, l0 Haziran, Alagöz Z;


Kara iskete Serinus pusillus: 100, Demirkazık-Niğde, 3 Nisan, Forsberg H;

Alamecek Rhodopechy sanguinea: 3, Demirkazık-Niğde, 3 Nisan, Bozdoğan M;

Boz alamecek Rhodospiza obsoleta: 2, Birecik, 6 Nisan, Forsberg H;

Kızıl kirazkuşu Emberiza caesia: 1, ışıklı-Gaziantep, 5 Nisan, Bozdoğan M;



İKGT: İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu

Gök-Kuş-Ağı: Gökova Kuş Gözlem Topluluğu

EKGT: Ege Kuş Gözlem Topluluğu

OKGT: ODTÜ Kuş Gözlem Topluluğu

ULUKUŞ: Uludağ Üniversitesi Kuş Gözlem Topluluğu

ANKA: Anka Kuş Gözlem Topluluğu


Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından üç ayda bir hazırlanır.
DHKD Merkez Ofisi: Büyük Postane Caddesi NO:43-45 Kat:5-6 Bahçekapı-IstanbulTel: (0 212) 528 20 30 Faks: (0 212) 528 20 40 e-posta: kelaynak@dhkd.org. http://www.dhkd.org
Ankara Ofisi: Anafartalar Caddesi 17/5 Ulus, Ankara
Tel: (0 312) 310 28 45 . (0 312) 310 33 03 (2 hat) Faks: (0 312) 310 66 42 e-posta: ankara.ofis@dhkd.org
Yayıma Hazırlayan: Bahtiyar Kurt
Düzelti: Ceren Üzel
Tasarım ve Uygulama: PENCERE Grafik Tasarım Tel: (0 212) 216 49 19/20 Faks: (0 212) 216 49 21





5 Haziran 2012 Salı

Sayı 7




Yakın zamanda, DHKD, RSPB ve birkaç kuş gözlemcisi Türkiye'de kuş gözlemciliği ve kuş korumacılığının geliştirilmesi için bir proje taslağı hazırlamak üzere bir araya geldi. Projenin kuşkusuz en önemli parçalarından biri Türkiye'nin üreyen kuşlar atlasının tamamlanması. Bu, ülkenin tüm üreyen kuşlarının dağılımının bilinmesi için yaklaşık 40 yıldır üzerinde düşünülen bir fikir. Atlas çalışması tüm ülkede yapılacağından bu bize Türkiye'de yeni ÖKA'lar bulma şansını da verecektir. Ayrıca, Atlas gelecekte tür korumacılığı konusunda da çok önemli bir kaynak oluşturacaktır. Belki de en önemlisi; atlas çalışması kuş gözlemciliğinin gelişmesi için önemli bir araç olacaktır.

İlki 1968 yılında İngiltere'de olmak üzere atlas çalışmaları bu güne kadar bir çok ülkede tamamlanmış ve yayımlanmıştır. Atlas çalışmalarının hepsi gönüllü kuş gözlemcileri tarafından gerçekleştirilmiş ve hepsinin yöntemleri daha çok gönüllünün katılımının sağlanması amacıyla basit ve eğlenceli bir tarzda düzenlenmiştir. Biz de Kuş AtIası çalışmasının planlama aşamasında bu konuyu göz önünde bulundurduk ve diğer atlas çalışmalarının en önemli deneyimlerini kullandık. Türkiye' de üzerinden gelinmesi gereken birçok problem var; büyük bir ülke, bazı alanlara ulaşmak imkansız, iklim ve topografya oldukça değişken ve böyle büyük bir proje için uğraşabilecek kuş gözlemcilerin sayısı oldukça az. Biz bu gerçekleri göz önünde bulundurarak bu ilkbaharda denenmek üzere bir yöntem geliştirdik. Bu şekilde belki de en ideal atlas çalışmasını gerçekleştiremeyeceğiz ama oldukça önemli veriler toplayarak gelecekte yapılacak atlas çalışmaları için önemli bir altyapı hazırlamış olacağız.

Denemekte olduğumuz yöntem oldukça basit. Tüm Türkiye, EBCC atlas çalışmasında (Avrupa Kuş Atlası) olduğu gibi UTM koordinat sistemine göre 50 X50 km'lik kutulara ve her bir kutu da 10 x 10 km'lik alt kutulara ayrılmış durumda. Bu alt kutular çalışmanın yapılacağı ana kutular. Arazi çalışması kabaca, kutuların belli bir bölümüne iki kez yapılacak birer saatlik ziyaretlerden oluşmakta. Çalışma saatlerinde görülen tüm türlerin ve üremeyle ilgili tüm verilerin kaydedilmesi amaçlanıyor. İki ayrı ziyaretin gerçekleştirilmesinin nedeniyse (biri mayısın ilk yarısında, diğeri ikinci yarısında) göçmen kuşların da kaydedilmesi. Bu yöntem bize ayrıca, üremeyle ilgili çok daha detaylı bilgi edinmemiz için de fırsat tanıyacaktır.

Bunlarla birlikte, 1 saatlik çalışma süresi dışında görülecek türlerin rastlantısal kayıtları da oldukça önemli. Yani kısacası atlas çalışmasını her zaman her yerde gerçekleştirebilirsiniz. İki kez ziyarete dayalı bu yöntemin amacı her bir tür için ülke çapında göreceli yoğunluğun hesaplanması. Bu, yapılacak atlas çalışmasının değerini ve önemini artıracaktır. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, Türkiye'de bu tarz bir çalışmanın zorluklarından dolayı belirleyeceğimiz yöntemin iyi çalışması ve tüm alanlar ve habitatlar için doğru bilgileri vermesi gerekmektedir.

Ayrıca Türkiye'de 329 adet kutu (50 X 50 km) ve 8.225 adet alt kutu (10  X 10 km) olduğu için bunların hepsini ziyaret etmemiz imkansız. Bundan dolayı, bu yıl yapıyor olduğumuz pilot arazi çalışmaları bir kutu içinde, o kutudaki maksimum kuş çeşitliliğini belirleyebilmemiz için kaç adet alt kutu kapsamamız gerektiğini bize söyleyecek. Pilot çalışmasında İstanbul, Samsun ve Erciyes Kuş Gözlem Toplulukları'nın yardımını almaktayız. Topluluklar, içinde bulundukları kutuyu bu ilkbahar dönemi içerisinde belirlenen yöntem kapsamında çalışacaklar. Bunun yanı sıra, biz de Güney Doğu Anadolu'da aynı yöntemi uygulayarak bir çalışma gerçekleştireceğiz.

Topluluklara bu yılki pilot çalışmalarında yardımcı olabilmek amacıyla her ilde iki günlük eğitim çalışmaları gerçekleştirdik. Eğitimin bir gününde atlas çalışmasını anlatmayı, bir gününde de kabaca kuşları üreme ötüşleri ve seslerinden tanıtmayı amaçladık. Kuşları seslerinden tanıma, hem atlas çalışması için çok önemli hem de sizler için kuş gözlemlemeyi daha zevkli bir hale getirecek olan bir konu.. Sezon sonunda toplanan tüm verileri ve toplulukların karşılaştıkları sorunları analiz edeceğiz. Daha sonra da, proje resmi olarak başlamadan önce, yöntemi son haline getireceğiz. Umudumuz (İnşallah) projenin önümüzdeki yıl başlaması. Bunların yanında topluluklardan edineceğimiz izlenim proje kapsamına ne tür eğitim programları koymamız gerektiğini de bize gösterecek.

Şu anda Türkiye'de kuş gözlemciliği adına oldukça heyecanlı gelişmeler yaşamakta. Bizim umudumuz Atlas Projesi'nin bu gelişmeye daha da fazla ivme vermesi. Atlas çalışmasının başarı ya ulaşması için Türkiye'deki tüm kuş gözlemcilerine ihtiyacımız var. Siz zaten bir atlas kutusunun içinde yaşıyorsunuz ve bizim üstesinden gelmemiz gereken bir çok kutu var. Yani bu çalışmanın sonuçları tamamen sizlere bağlı. Umarız bu projenin bir parçası olmak istersiniz. Sizi, projeyle ilgili tüm gelişmeler hakkında Kuşçu Bülteni aracılığıyla bilgilendirmeyi sürdüreceğiz.

KELAYNAKLAR ve BİRECİK

Türkiye'de kuşçuluğun gümbür gümbür geldiğini gösteren, kuşçularının hasret giderdiği 4. Türkiye Kuş Konferansı'nın ardından, Birecik denilen cennet parçası bir yerden, Kuşçu Bülteni sayesinde sizlerle tekrar haberleşme fırsatı buluyorum.

Birecik, Türkiye'nin güneydoğusunda (37° 55' E ve 37° 02 ' N), kuzeyde 751 m yükseklikteki Kızıldağ, ortada 888 m yükseklikteki Arat Dağı, güneydoğuda Demos Dağı, güneyde Suriye sınırı, batıda ise Fırat Nehri ile çevrilidir. İlçenin yüzölçümü 852 km²'dir. Denizden yüksekliği 450 m olan bölge, bilindiği gibi yarı vahşi olarak yaşayan ve göç edebilen kelaynak (Ceranticus eremita) türünün Türkiye'de doğal olarak ürediği tek yerdir. Birecik, kelaynağın vahşi popülasyonunun doğal olarak ürediği Fas'ın Agadır Dağı yakınlarındaki tek yer dışında, dünyada ikinci üreme alanıdır. Şu bir gerçek ki Birecik kuş türlerinin zenginliği ve özellikle de çay içerken kukumavın (Athena noctuca) sesini dinleyebileceğiniz çay bahçeleriyle de eşsiz bir yer.

Bölgede henüz sanayi gelişmemiş ve insanların geçim kaynağı tarım ve hayvancılık. Ayrıca bölgede baraj inşaatı var. Karkamış'dan sonra Birecik Barajı bölgenin ikinci barajı olacak. Tabi ki baraj inşaatının olumsuz etkileri bir yılda kendini göstermiş ve önceden Fırat Nehri'nde bulunan adacıklar şimdi yok olmuşlar. Geçen yıl bağırtlakların (Pterades orientalis) su içmek için uğradığı ve 1520 metreden gözlemlenebildiği bu adacıklar artık yok. Anlatılanlara göre iklim değişikliği şimdiden kendini göstermekte. Kim bilir gelecek yıllarda daha neler değişecek?

Peki kelaynaklar niçin bu kadar azaldı? Önceden kaç birey vardı ve nerelere gidiyorlardı? Kelaynak popülasyonunun devamı için neler yapllabilir? Belki de inanmayacaksınız ama ne yazık ki kelaynakların bu duruma gelmesinin tek sorumlusu bizleriz. Her zaman olduğu gibi çevre sorunlarının tam ortasında biz insanlar var. Yıl 1950'ler ve tarım alanları DDT ile ilaçlanıyor. Birden popülasyonda düşüş oluyor ve bundan sonra Milli Parklar ve Av - Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü burada Kelaynak Üretme istasyonu'nu kuruyor. İstasyonda çalışan iki kişi var; ibrahim Amca ve Halil Abi. Birecik halkı gibi tatlı mı tatlı insanlar. İbrahim Amca kelaynakların babası olarak tanınır ve yıllardır istasyonda hizmet veriyor. Halil Abi ile nöbetleşe olarak istasyonda geceliyorlar ve kelaynakların yemlerini vermekten, ziyaretçileri karşılamaya kadar her işi yapıyorlar. Fas'ta da doğal olarak üreyen bir popülasyon var demiştik. Genel olarak son yüzyılda popülasyondaki düşüş, Fas'ta erken önlemler alınmasıyla şimdilik durdurulmuş durumda. Bilindiği kadarıyla yaklaşık 200 ila 250 kadar birey vahşi olarak nitelendirilebiliyor. Bizde de erken önlemler alınmış ama ne yazık ki bu tam olarak çözüm olmamış. Kelaynak popülasyonunun göç eden tek bireyleri olan bu arkaaaşıar, kışın Türkiye'de kalsın diye kafeslere kapatılmış ve böylece göç etmeyen bir popülasyon oluşmuş. Önceden nereye göç ettiği bilinmeyen bu arkadaşlarımızdan birkaçı da göç için bırakılmış ama tekrar haber alınamamış.

Şubatta kafeslerden salınan arkadaşlarımız Nisan gibi üremeye başlıyorlar. 3 yıl önce üreme döneminde, normalde Kızıl Denizi aşarak Afrika'dan gelen bu arkadaşların yavrularının hepsi, yumurtadan çıkar çıkmaz kaybedilmiş. Nedeninin yine tarımsal ilaçlar olduğu düşünülmüş ve tekrar bütün bireyler kafeslere alınmış. Sonraki yıl da yumurtadan çıkan yavrular ölünce yapılan araştırmalar sonucunda yavrularda normalden 100 kat fazla miktarda Alfatoksin B1 bulunmuş (Hatipoğlu T.)*.

İstasyondaki arkadaşlarımızın sayısı bilindiği kadarıyla 42'dir ve geçen sene halkalanmışlardır. Bu yıl 9-14 Mayıs arasında ki yavru sayısı 19'dur. Yavruların hepsinin sağlıklı olması ve hızlıca gelişmesi bizleri umutlandırmaktadır.

Burada Valilik'ten Üniversite'ye, Emniyet Müdürlüğü'nden sivil halka kadar herkes kelaynaklar için birşeyler yapmak için sabırsızlanıyor. Özellikle Milli Parklar'ın tutumu ve herkesin artık son şansımız olduğunu bilmesi iyimser olmamızı sağlıyor.

Tam anlamıyla gelecek sene başlayacak bu projeyle bu arkadaşların neslini kurtarmak için şimdiden çalışmaya başladık. RSPB, DHKD ve Orman Bakanlığı'nın beraber yürüteceği bu projede bu yılki amacımız popülasyonu yükseltmek; en azından düşürmemek. Hergün yapılan gözlemlerle yuvalardaki yavrular izleniyor ve çift olan kuşlar belirlenmeye çalışılıyor. Kelaynakların dişi ve erkek bireylerini gözlem yoluyla ayırmak imkansız. Bu sadece laboratuar ortamında mümkün olduğu için halkalar bize bilgi toplamamızda yardımcı oluyor. Arkadaşlarımızın istasyon dışında nerelere gidip beslendiği, nasıl bir ortamdan hoşlandığı ve aile ilişkileri de gözlemleniyor. En güzel kuş olmadıklarını kabul etmekle birlikte güçlü karakterlerinin (doğaya güvenişleri; özellikle de beslenirken) ve aile bağlarının kendilerine has bir güzellik verdiğini söylemeliyiz. Bu projede ufak bir katkım olması ve nesli tehlike altında olan bir tür için çalışmak, beni son derece mutlu ediyor.

Birecik'in yalnızca kelaynaklarıyla ünlü olmadığını; kebaplarının, Fırat balığının, çay bahçelerinin, sevimli ve candan halkının, özellikle de kuş çeşitliliğinin güzellikleriniyse gelip görmekten başka yol olmadığını da belirtmeliyim. Ayrıca söylemek için çok erken belki de, ama yeni bir kuş gözlem topluluğu bu yılın içinde kurulabilir. Gençler çok istekli ve buranın tek yerel radyosu bu konu için bir söyleşi gerçekleştirdi. İlçe başkanı ve yerel halk bu konuya çok sıcak bakıyorlar. Bundan sonra Toygar Birecik'ten de kayıtları alabilecek umarım.

Hepinizi buraya bekliyoruz ve işte Birecik'te görebileceğiniz bir kaç tür:
Alaca Yalıçapkını (Ceryle rudis) , arıkuşu (Merops apiaster), küçük serçe (Passer moabiticus), sarı boğazlı serçe (Gymornis xanthocollis), leylek (Ciconia Ciconia), kara leylek (Ciconia nigra), kızıl şahin (Buteo rufinus), kukumav (Athena noctuca), ibibik (Upupa epops): çil keklik (Perdix perdix).

Nuri Özbağdatlı

KAYNAKLAR:
Last Chance for the Northern Bald ibis, BOWDEN Christopher GR, Birdlife
The Story Of The Bald Ibis, BARIŞ Sancar, TURKEY, DHKD
Summary of visit ı8-20 December 2000, BOWDEN Christopher GR t. TAVARES Jose, RSPB
Cumhuriyetimizin 75. Yılında BiRECiK, Birecik Kaymakamlığı
*Milli Parklar Veteriner Hekimi Orman Bakanlığı'nın Kelaynak Projesi Çalışanı

Kuş Sayma Sanatının Kabacalıkları?


Bursa Uludağ Üniversitesi’nde yapılan kış ortası su kuşu sayımı kursunda sayım dersini verme görevini Bahtiyar Kurt bana verdiğinde hem sevindim hem de biraz endişelendim. Yıllardır kuş sayan birisi olarak içselleştirdiğim bilgilerle uyguladığım sayım yöntemini bu sefer anlaşılır biçimde anlatmam gerekecekti. Kendi tecrübelerim ve kursa katılan deneyimli gözlemcilerin katkılarıyla, ayrıca aşağıdaki üç kaynaktan yararlanarak sayım sanatının inceliklerini ve sayımı etkileyenleri hep beraber öğrenmeye çalıştık. *

Derste öğrendiklerimizi pekiştirmek ve uygulamasını yapmak üzere herkesin katılımıyla bir sayma alıştırması yaptık. Önce, saymaya alıştırmak için üzerinde noktaların bulunduğu slaytlar büyük ekranda gösterildi. Toplam 34 öğrenci dürbün kullanarak noktaları saydı ve sayımı bitirenler kimseye söylemeden kendi sonuçlarını bana yazdırdı. Bu alıştırmanın sonunda, 2350 noktayı gözlemciler ortalama %54 fazla, yani 3620 nokta olarak saydı. Sonuçlar ilan edildi. İkinci sayımda gözlemciler 1750 noktayı ortalama %31 daha fazla saydı; yani 2290 olarak. Sonuçlar ilan edildikten sonra üçüncü seferde 4582 noktayı gözlemciler %33 az yani, 3070 olarak saydılar. Alıştırma süresince farklılıklar sürekli düşerek 7680’den 4125’e ve en son 313’e düştü. Görüldüğü gibi sayımlarda ortalamanın gerçek sayıya yakın olacağı sonucu yanlış bir çıkarsama. Fakat kabaca, gerçek sayı en düşük ile en yüksek tahminler arasında kaldı (n*34).

Bu alıştırmadan sonra sayma tekniklerimizi daha geliştirmek, değişik teknikleri karşılaştırmak, sayıların miktarının, çeşidinin ve fon renginin saymaya etkisini bulmak üzere ikinci bir oyun oynadık. Güzel havadan istifade ederek dışarıya, “sayma pikniğine” çıktık. Kuş yerine şehriye ve mercimek kullandık (pişirip yemedik tabii). Katılımcıları 7 gruba ayırdık. 3 gruba sarı tepsi, 3 gruba beyaz tepsi verildi; 1 grup ise tek tek sayacaklar olarak ayrıldı. Gruplardaki tepsilere birer avuç şehriye yayıldı ve grup üyelerine şehriyeleri 10, 20, 50 ve 100’erli gruplar halinde saymaları söylendi. Sayım sonuçlarını, kaçar kaçar saydıklarını ve hangi renk tepsi olduğunu kimseye söylemeden Stacy Özsemi’ye yazıdırdılar. Daha sonra tepsiler ve taneleri tek tek sayacak olan gruba verildi ve onlar gerçek sayıyı tespit ettiler. Aynı alıştırma gözlemcilerin, tepsi ve sayma gruplarının dönüşümü ve daha çok şehriye , mercimek-şehriye karışımlarının sayımıyla devam etti. Bundan sonra bilgisayara işlenen veriler değerlendirildi.

Yaptığımız istatistiki analizler (t-test ve ANOVA) sonucunda hiçbir etken (az-çok, çok şehriye- karışık şehriye mercimek, sayım grubu 10-20-50-100, tepsi(fon) rengi sarı-beyaz, cinsiyet kadın-erkek) diğerine göre sayma doğruluğu bakımından anlamlı (p” 0,05) bir fark göstermiyordu. Sadece karışık grupta mercimek sayımlarının doğruluğu (%-6,3) şehriyeye göre (%-43,6) anlamlı biçimde yüksekti (n=25, p=0,00005). Bu sonuç mercimeklerin, yani belirgin ve büyük türlerin diğerlerine kıyasla daha doğru sayılabileceği anlamına gelebilir. Diğer etkenlerin sayım hatasını fark ettirmemeleri bu etkenlerin önemli olmadığı anlamına gelebilir. Başka bir yoruma göreyse gözlemciler sayım tekniklerini henüz mükemmelleştirme fırsatı bulamadıkları için sayımlardaki sapmanın etkenin saptırmasından daha büyük olmasından kaynaklanıyor olabilir. Sonuç olarak, sayı az da olsa, çok da olsa, onar onar ya da yüzer yüzer de sayılsalar, ortalama hata yüzdesi -16 ile -27 arasında, standart sapmaysa 33 ile 17 arasında değişiyordu. Yani sayımlar anlamlı yorum yapmak için fazlasıyla kabaydı. 

Yaptığımız bu alıştırmada ortaya çıkan en önemli sonuç kuş gözlemcilerine yönelik “atma yaa o kadar çok kuş olmasına imkan yok” cinsinden eleştirilerin genelde haklı olmadığı. Prater’in (1979) 10 kişinin değerlendirdiği çalışmasına göre genelde kuş gözlemcileri bizim saydığımız 400 civarında kuşu % +25, -25 aralığında sayıyorlar. 1800 kadar kuşu ise % +10, -60 hata aralığında. Yani kuş sayısı arttıkça hatalar genelde olduğundan daha az sayma yönünde oluyor. Şekil 1 de görüldüğü gibi bizim kuş gözlemcilerimizde genelde sayıları olduğundan daha az saydılar. Az miktarda şehriye yerine çok şehriye saymak ise hata aralığını genişletti.

Bu sonuçlar bizleri saymaktan soğutmasın sakın. İlk olarak bu grubun hemen hepsi daha yeni saymaya başlayan ve saymayı öğrenmeye gelmiş kuş gözlemcilerinden oluşuyordu. Tecrübeli diyebileceğimiz gözlemciler bile ortalama % -13 hata yaparken yeni gözlemciler % -23 hata yaptılar. Yani istatistiksel olarak tecrübeli-tecrübesiz farkı anlamlı değildi. Gözlemciler bu alıştırmaları tekrarlayarak ve sayım tekniklerini geliştirdikten sonra sanıyorum gerçek sayılara daha çok yaklaşacaklar. İşte o zaman değişik etkenlerin sayımlarımızı nasıl etkilediği konusunda daha iyi fikir sahibi olacağız. Bir daha ki sayımlarda buluşmak üzere ve hep beraber saymanın inceliklerini öğrenmeye devam etmek üzere hoşça kalın…


Kursa katılamayanlar için kursta sunulan habitat tanımlama ve kuş sayımı derslerinin slaytları http://env.erciyes.edu.tr/erkus.html adresinde bulunabilir.

* Dobinson, H.M. 1976. Bird Count ; A Pratical Guide to Bird Surveys, Kestrel Books, Hatmondsworth, England. Bibby C.J., N.D. Burgess, and D.A. Hill. 1992. Bird Census Techniques. Academic Press, San Diego, Ca. Bookout, T.A. 1994. Research and Management for Wildlife and Habitat. The Wildlife Society, Bethesta, M.D.

Uygar Özesmi Erkus (Erciyes Üniversitesi Kuş Gözlem Topluluğu)
uozesmi@erciyes.edu.tr

4. Türkiye Kuş Gözlem Konferansı Kayseri'de Yapıldı

Bu sene 4. Türkiye Kuş Gözlem Konferansı 21-23 Nisan 2001 tarihleri arasında Erciyes Üniversitesi Kuş Gözlem Kulübü (ErKuş) tarafından Kayseri'de gerçekleştirildi. Başta, Konferans' ın hazırlık aşamasında bizi mükemmel bir şekilde organize· eden hocamız Uygar Özesmi'ye ve her türlü olumsuzluğa karşın olağanüstü bir ekip çalışması çıkartan ErKuş üyelerine teşekkür ederim. Bu konferans sayesinde bardak basımından insan ilişkilerine, matbaacılıktan üniversite içi bürokrasiye kadar birçok konuda fazlasıyla bilgi edindik! Kusursuz bir organizasyon çıkartabilmek için de son bir ay Kültür İşleri'nin yolunu epeyce aşındırdık. Her toplantımızda işleri gözden geçirip, her şeyin en iyisini yapabilmek için saatlerce kafa patlattık. Bez afişler asıldı, konferans salonu, kalınacak yerler tek tek hazırlandı. Sırf bayan katılımcılara yer ayarlamak için zorlada olsa, kapıda da bekletilsem kız yurtlarına girmeyi ve işleri halletmeyi başardım.

21 Nisan sabah 06:00'da Sabancı Kültür Merkezi'nde kayıt masamızı açtık. Öğlene doğru bütün katılımcılar kalacakları yerlere yerleştirildi. İlk günkü program dahilinde Tuzla Palas Gölü'ne bir gezi gerçekleştirildi. Olumsuz hava koşulları yüzünden pek fazla tür göremedik ama gördüklerimizin arasında kuyruksallayan, flamingo (çok uzaktan), bülbül, halkalı cılıbıt, yalıçapkını, küçük akbaba, çeltikçi, balıkçıl, toygar, macar ördeği ve angıt vardı.

Konferans'ın ikinci günü Rektörümüz Prof. Dr. Zeki Yılmaz'ın açılış konuşmasıyla başladı. Prof. Dr. Philip J. Regal'in "Meyve Sineği ve Flamingo:Genetik İdealizmler, Biyoteknoloji çağı ve Gerçek Dünya", Prof. Dr. Tamas Szekely'in '''Akça Cılıbıt, Charadrius alexandrius, Üreme Sistemleri", Doç. Dr. Sancar Barış'ın "Nadir Türler ve İlginç Gözlemlerin Belgelenmesi", Bahtiyar Kurt'un "ÖKA İzleme Projesi'nin Bir Yılı ve Geleceği", Dr. S. Hakan Durmuş ve Soner Bekir'in "Yeni Bir Kuş Cenneti mi? Aliağa Tuz Gölü ve Güzelhisar Deltası" ve Raika Durusoy - Ortaç Onmuş'un' "Meteoroloji ve Yer Şekillerinin Kuşların Süzülmesine Etkisi" konulu sunumlarıyla ilk bölüm bitti. İkinci bölümdeyse toplulukların kendilerini tanıttıkları konuşmaları yer aldı. Herhalde İKGT' den sevgili Berrin arkadaşımızın heyecanlı konuşması, kuşların renklerinin tanımlanmasında boya renk kataloğunun kullanılması fikrinin ortaya atılması, minibüste ve boş alan buldukları heryerde horon tepen Samsun ekibi Konferans'ın tatlı anılarındandı. Aynı gece, neredeyse bütün kuşçular bara gittik ve çılgınca eğlendik.

Konferans'ın son gününde Erciyes Dağı ve Sultan Sazlığı gezileri gerçekleştirildi. Kötü hava koşulları yüzünden ne yazık ki kulaklı toygar görmek isteyenler muradlarına eremediler. Ayrıca Yay Gölü'nün hali içler acısıydı. Eskiden on binlerce flamingo bulunan gölde onlardan geriye bir tek kurumuş tüyleri kalmıştı. Sonuçta bir konferansdaha bitti. Bütün kuşçulara katılımlarından dolayı teşekkür eder, zorla bardak sattığım sevgili kuşçulardan özür dilerim. Bir dahaki konferansta Samsun'da görüşmek üzere. Samsun'a sonsuz sevgiler ve başarılar dilerim. Herkese bol kuşlu ve güzel günler...
M. Cem Ertaş


Toygar'dan Kayıtlar (Ocak-Mart 2001)

Hazırlayan: Metehan Özen

Bu bölüm Toygar haberleşme listesine, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği'ne ve bana ulaşan yerli ve yabancı toplam 91 gezi raporunu değerlendirerek hazırlanmıştır.


Kızıl gerdanlı dalgıç Gavia stellata: 1, iğneada, 21 Ocak, G Mustafa; 2, iğneada, 3 şubat, F Mike.


Kızıl boyunlu batağan Podiceps grisegena: 3, Dalyan-Muğla, 17 Mart, S Heike.


Boz yelkovan Calonectris diomedea: 100, Çanakkale boğazı, 5 Mart, A Burcu.


Sümsükkuşu Sula bassana: 2, Anamur, 5 Mart, K Bahtiyar; 4, Tuzla gölü-Adana, 9 Mart, K Bahtiyar; 1, Samandağ-Antakya, 9 Mart, A Ali; 1, Akgöl-Göksu Deltası, 24 Mart, D Liuewe; 1, Karataş-Adana, 20 Mart, D Liuewe.


Sibirya kazı Branta ruficollis: 2, iğneada, 21 Ocak, T Hülya.


Yaz ördeği Marmaronetta angustirostris: 2, Kulu Gölü, 18 Mart, R Ian; 5, Akgöl-Göksu Deltası, 21 Mart, DLiuewe.


Altıngöz Bucephala clangula: 1, Bafra Sahili-Samsun, 28 Ocak, A Tamer.


Sütlabi Mergus albellus: 2, Mogan gölü, 11 Şubat, B Kerem; 1, Mogan gölü, 17 Şubat, EHale.


Tarakdiş Mergus serrator: 2, iğneada Sahili, 21 Ocak, A Zeynel; 10, Armutlu Limanı- istanbul, 25 Ocak, Ö Metehan.


Kara çaylak Milvus migrans: 400, Gaziantep girişi, 23 Ocak, D Sunay.


Akkuyruklu kartal Haliaeetus albicilla: 1, iğneada, 6 Mart, A Burcu; 1, Boğaziçi, 27 Mart, B Kerem.


Paçalı şahin Buteo lagopus: 1, Gerede-Bolu, 21 Mart, O Aaron.


Bozkır delicesi Circus macrourus: 2, Göksu Deltası, 21 Mart, D Liuewe.


Küçük orman kartalı Aquila pomarina: 2, Mert Gölü-iğneada, 21 Ocak, A Ali; 1, iğneada, 3 Şubat, B Kerem.


Büyük orman kartalı Aquila clanga: 1, Mogan Gölü, 28 Ocak, ANKA; 1, Eymir Gölü, 31 Ocak, K Tuba; 1, Kızılırmak Deltası, 9 Şubat, B Sancar; 1, Ankara Orman Çiftliği, 12 Şubat, G Tansu; 1, Boğaziçi, 27 Mart ve 29 Mart, B.Kerem; 2, Akgöl-Göksu Deltası, 21 Mart, DLiuewe.


Şah kartal Aquila heliaca: 1, Eymir Gölü, 7 şubat, ANKA; 1, Boğaziçi, 18 Mart, Y Berrin; 1, Akgöl Göksu Deltası, 21 Mart, DLiuewe.


Tavşancıl Hieraaetus fasciatus: 3, Gediz Deltası, 18 Mart, A Ahmet; 1, Birecik, 7 Mart, R Ian.

Bıyıklı doğan Falco biarmicus: 1, Kızılcahamam MP, 9 Mart, D Barbaros (Ayrıntılı tanımlama mevcut değil).


Bataklık sutavuğu Porzana parva: 1, Karataş-Adana, 20 Mart, DLiuewe.


Bıldırcm kılavuzu Crex crex: 1, Fener-Rize, 9 Mart, E Süleyman.


Tay Otis tarda: 2, Uyuz Gölü, 25 Mart, A Alp; 8, Kulu Gölü, 17 Mart, ATuba.


Küçük suçulluğu Lymnocryptes minimus: 1, Mert Gölü-iğneada, 9 Mart, ATamer; 4, AkgölGöksu Deltası, 24 Mart, D Liuewe.


Korsanmartı Stercorarius parasiticus: 2, Yumurtalık Lagünü, 11 Mart, K Timo; 2, Göksu Deltası, 21 Mart, DLiuewe.


Büyük karabaş martı Larus ichthyaetus: 1, Kızılırmak Deltası, 9 Şubat, D Sunay.


Ada martısı Larus audouinii: 36, Karaburun-izmir, 28 Ocak, B Soner.


Kara ayaklı martı Rissa tridactyla: 1, iğneada, 3 Şubat, B Kerem.


Peçeli baykuş Tyto alba: 6, Lüleburgaz-istanbul yolu, 22 Ocak, E Tunç.


Kara ağaçkakan Dryocopus martius: 1, iğneada longozu, 3 Şubat, F Mike; 1, Uludağ MP, 10 Şubat, O Ortaç; 1, Kızılcahamam MP, 9 Mart, D Barbaros (ses).


Küçük yeşil ağaçkakan Picus canus: 1, iğneada longozu, 21 Ocak, B Murat ve 3 Şubat, T Ali ve 7 Mart, B Soner.


Ortanca ağaçkakan Dendrocopos medius: 2, iğneada longozu, 8 Mart, Ö Metehan.


Ak sırtlı ağaçkakan Dendrocopos leucotos: 2, iğneada longozu, 3 Şubat, B Kerem; 1, iğneada longozu, 7 Mart, B Murat.


Buğdaycıl Luscinia svecica: 1, Birecik, 5 Mart, R Ian; 1, Samandağ-Antakya, 4 Mart, A Ali; 1, Akgöl-Göksu Delta, 21 Mart, DLiuewe.


Alaca Kuyrukkakan Oenanthe pleschanka: 1, Akyatan Gölü-Adana, 7 Mart, E Cem; 8, Akyatan Gölü-Adana, 22 Mart, DLiuewe.


Boz söğütbülbülü Phylloscopus bonelli: 1, Akgöl-Göksu Deltası, 21 Mart, D Liuewe.


Büyük kaya sıvacıkuşu Sitta tephronota: I, Birecik, 6 Mart, R Ian.


Duvar tırmaşığı Tichodroma muraria: 1, Yılanlı Kale-Adana, 19 Mart, D Liuewe.


Orman tırmaşıkkuşu Certhia familiaris: 6, iğneada, 21 Ocak, Ö Metehan.


Büyük örümcekkuşu Lanius excubitor: 1, Uzunköprü:-Edime, 17 Şubat, N B Ümit.



Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından üç ayda bir hazırlanır.
DHKD Merkez Ofisi: Büyük Pastane Caddesi NO:43-45 Kat:5-6 Bahçekapı-Istanbul
Tel: (0 212) 528 20 30 Faks: (0 212) 528 20 40 e-posta: kelaynak@dhkd.org.   http://www.dhkd.org
Ankara Ofisi: Anafartalar Caddesi 17/5 Ulus, Ankara
Tel: (0 312) 310 28 45 . (0 312) 310 33 03 (2 hat) Faks: (0 312) 310 66 42   e-posta: ankara.ofis@dhkd.org
Yayıma Hazırlayan: Bahtiyar Kurt
Düzelti: Ceren Üzel
Tasarım ve Uygulama: PENCERE Grafik Tasarım Tel: (0 212) 216 49 19/20 Faks: (0 212) 216 49 21